Şahmerdan Hikayesi Üzerine Şekli İnceleme

Bu çalışmamızda; Türk edebiyatı özellikle, Türk hikâye anlatıcılığı için mühim bir değer olan Sait Faik Abasıyanık ve onun temsilcisi sayıldığı durum hikayesinin bir örneği olan ‘Şahmerdan’ hikayesini şekil (biçim) bakımından ele aldım. Çalışmamda, öncellikli olarak, çalışmanın genel olarak ele alındığı bir ‘giriş’ çatı başlığına yer verdim. Devamında ‘Şahmerdan Hikayesinin Şekil (Biçim) Yönünde İncelenmesi’ adlı bir çatı başlığına yer verdim. Söz konusu çatı başlığı, şekil (biçim) yönünden incelemenin unsurları olan, ‘hikâyenin adı’, ‘hikâyenin yazarı’, ‘hikâyenin basıldığı yer ve tarih’, ‘hikâyeyi basan yayınevi’, ‘kitap sayfa sayısı’ ve ‘kitap kapak tasarımı’ alt başlıkları altında incelendi. In this study; especially, I dealt with the story of Sait Faik Abasıyanık, an important value for Turkish storytelling, and the story of 'Şahmerdan', which is an example of the situation in which he is considered to be his representative, in terms of form in Turkish literature. In my work, I primarily included an 'introductory' title in which the work was discussed in general. Afterward, I gave a place to a roof title called “Analysis of the Pile Driver (Şahmerdan) Story in the regard the Shape (Form)”. The aforementioned title is the subheadings of 'name of the story', 'author of the story, 'the place and date the story was published, 'publisher who published the story, 'book page number' and 'book cover design', which are the elements of the study in terms of shape (form) are analyzed under the headings.

Şahmerdan Hikayesi Üzerine Şekli İnceleme
Eski bir şahmerdan ve deniz işçileri

I. GİRİŞ

 

Sait Faik Abasıyanık Türk Edebiyatı için önemli bir mihenk taşıdır. Onu asıl ününü kavuşturan hikayeleridir. Çünkü; Türk hikayeciliğinden bir tarzın başını çekmektedir. Bu baş çekiş, dünya Edebiyatında ‘Çehov’ ile anılan durum hikayeciliğinin bayraktarlığı vazifesidir. Sait Faik Abasıyanık, önceleri edebiyat dergilerinde yayınladığı hikayelere, zaman içinde içine yenilerini de etkileyerek kitap olarak yayınlamıştır. Bunlardan biri de ‘Şahmerdan’ adlı üçüncü hikâye kitabıdır.

Bu çalışmamızda; durum hikayeciliğinde öncülük etmiş ve edebiyatımızda durum hikayeciliği anlamında, gelecek edebiyatçılar için kapı açmakla kalmayıp önemli bir birikim bırakmış Sait Faik Abasıyanık’ ın ‘Şahmerdan’ kitabına adını veren ve kitabın ilk hikayesi olan Şahmerdan hikayesini inceleyeceğiz. Yazıya ilişkin geri dönüt ve düzeltmeler için urusanzeynep98@gmail.com adresinden şahsıma ulaşabilirsiniz. Şimdiden tüm okurlara ve araştırmacılara faydalı olması dileğiyle.

Genç Hikâyeci: Sait Faik Abasıyanık - Söylenti Dergi

II. ŞAHMERDAN HİKAYESİNİN ŞEKİL (BİÇİM) YÖNÜNDEN İNCELEMESİ

 

Bu kısımda şahmerdan hikayesinin şekil (biçim) yönünden incelenecektir. Bu incelemede amaç hikâye hakkında ön bilgi vermektir.

Sıcak Denizlerin Yazarı Sait Faik Abasıyanık'ın Tüm Kitapları

  1. Hikâyenin Adı

şahmerdanı yerleştirmeye çalışan deniz ameleleri

Eserin adı olan 'Şahmerdan' kelimesi, bu çağın gençleri olarak biz için alışılmadık bir kelime olsa da dönem içinde kullanılan bir kelimedir. Şahmerdan kelimesi deniz terminolojisine ait bir kelimedir. ‘Şahmerdan’ kelimesi, Farsça’ dan dilimize yerlermiş olup, Farsça İran veya Afgan hükümdarlarına verilen bir unvan olan ‘şah’ ve erkekler anlamına gelen ‘merdān’ türemiştir. Türkçede ise; vurucu ağırlığın, mekanik olarak yükselmesi ve düşmesi sonucu dövme işlemi yapan makine anlamında kullanılmaktadır.

Hem kitap hem de hikâye olarak seçilmesinde denizcileri anlatan bu eserde; şahmerdanın denizlerde vurucu ağırlığı için o zamanın teknik gereksinimlerince insan gücüne ihtiyaç duyulmasıdır. Ayrıca, hikâyenin etrafında döndüğü ana materyalde şahmerdandır. Diğer taraftan; şahmerdan, denizcilerin zorlu hayatını yansıtan bir metafor olarak da telakki edilebilir. Bunun için, zannımca hikâyenin adı olarak tercih edilmiştir. Bu anlamda; hem kitabın adı hem söz konusu kitabın başlangıç hikayesine adı veren ‘Şahmerdan’ kelimesi Sait Faik gibi deniz emekçisini anlatan, doğdu yerin ismiyle bir tevaffuk içinde olan adalı bir sanatçı bakımından şaşırtıcı tercih değildir. Bu eser adı tercihi de bu durumun bir yansımasıdır.

  1. Hikâyenin Yazarı    

Sait Faik Abasıyanık Müzesi Web Sitesi – Sait Faik AlbümüHikâyenin yazarı, Sait Faik Abasıyanık olup, 18 Kasım 1906 da tüccar, zengin ve köklü bir ailenin Adapazarı’nda dünyaya gelmiştir. Çocuk dönemi Adapazarı’nda geçmiştir. İlköğretimine Adapazarı’nda yabancı dille eğitim yaptığı için bölgede ‘gavur mektebi’ olarak bilinen Rehber – i Terakki okulunda başladı. Yunan ordusunun Adapazarı’ işgal etmesiyle ailesi ile Adapazarı’ndan ayrıldı ve ailesi ile İstanbul’ a göçtüler. Ortaöğretimine İstanbul Erkek Lisesinde devam etti. Ancak burada lise 2. Sınıftayken sınıf arkadaşları ile Arapça öğretmeninin sandalyesine iğine yerleştirmişlerdir. Haddi aşan bu şaka sebebiyle disiplin cezasına uğramışlardır. Bu sebeple; sınıftaki 41 arkadaşı ile İstanbul Erkek Lisesi’nden sürülmüştür. Bu sürgünden, Sait Faik Abasıyanık’ ın nasibine de Bursa Erkek Lisesi düşmüştür.

Sait Faik ve arkadaşları okuldan niçin sürgün edildi? - Galeri - Fikriyat  Gazetesi

Burada, lise ikinci sınıfı tekrar okumuştur. Bursa Erkek Lisesi’nde daha sakin ve kendi halinde vakit geçirmiştir. Bu durum, ona gözlem yapmamaya yöneltmiştir. Okul bahçesinde bir köşeye oturup, okul bahçesindeki talebe ve muallimleri gözlemleme başlamıştır. Zaman zaman da okulun penceresinden Nilüfer ovasını seyre durmuştur. Elbette bu gözlemler ilerde yazacağı eserlerinin kaynağını oluşturmuştur. Ki, öyle de olmuştur ve henüz Bursa Erkek Lisesi’ndeki iken, muallimin verdiği bir ödev vesilesiyle ilk hikayesini olan ‘İpekli Mendil’ adıyla kaleme aldı. Eseri sınıf içinde okunduğunda öğretmen ve öğrenciler tarafından beğenilmiştir. Ayrıca öğretmeni, bu eseri ile ilerde ünlü bir yazar olacağını söyleyip, eserlerini savrukluktan çıkarması gerektiğini söyledi. Sait Faik lise eğitimini Bursa Erkek Lisesinde tamamlamıştır.

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi | Dilbilimi - Beyazıt Meydanı 1928  öncesi,henüz harf ve şapka devrimleri yapılmamış... | Facebook

Yüksek öğrenimine, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türkoloji bölümünde başlamıştır. Ancak, Uygurca derslerinden hazzetmeyerek buradan ayrıldı. 1930 yılında babasının isteği üzerine İktisat eğitimi almak için Venedik üzerinden İsviçre’nin Lozan kentine gitmiştir. Ancak, İsviçre’nin durağanlığı ve donukluğuna tahammül edemeyerek Fransa’nın Grenoble kentine geçmiştir. Bu şehri çok sevmiştir ve ömrünün üç yılını geçirmiştir. Bu şehir kişiliği ve kişiliğini yansıttığı eserlerinde derin izler bırakmıştır. Ancak; memleket hasretine daha fazla dayanamayarak babasının belirttiği şekilde Tuna üzerinden Türkiye’ ye dönmüştür.

Döndükten sonra Halıcıoğlu Ermeni Yetim Mektebi’nden Türkçe öğretmenliği yapmıştır. Ancak; buradan sürekli geç kalması ve sınıf disiplinini sağlayamaması üzerine gelen şikayetler üzerine ayrılmıştır. Çocukluğundan, beri kendisi gibi Tüccar olması isteyen babasının arzusu üzerine ticarete atılmıştır. Babası ona güvendiği bir ortağı ile bir zahire (toptancı) dükkânı açmıştır. Ancak; 6 ay sonra ortağının onu dolandırmasıyla dükkânı batırmıştır ve rafları boş bir şekilde dükkânı babasına teslim etmiştir. Babasının 1939 yılında ölmesi üzerine, kalemi ile geçinmenin yollarını aramıştır. 1942 yılında haber gazetesinde muhabirlik yapmıştır.

Hayatı boyunca kötü boyunca; hikâye, şiir ve röportaj üründe eserler vermiştir. 1953 yılında daha önce Mustafa Kemal’ in onur üyesi seçildiği Uluslararası Mark Twain Derneği tarafından çağdaş edebiyata yaptığı katkılardan ötürü onur üyeliğine seçilmiştir.  1954 yılında serkeş hayatının neticesi olan siroz hastalığından İstanbul’ da ölmüştür.

  1. Hikâyenin Basıldığı Yer ve Tarih

 

Şahmerdan hikayesi; kitapta yayımlanmadan önce iki farklı dergide yayımlanmıştır. Sait Faik’in hayat kronolojisi ve dergilerin merkezleri dikkate alındığında dergilerin İstanbul’ da yazıldığı söylenebilir. Hatta kim bilir kendi inziva yeri olan Bozcada’ da yazmış olabilir. Çünkü Sait Faik Abasıyanık 1939 yılında babasının ölümü üzerine doğan maddi sıkıntılardan mütevellit Bozcadaki Köşküne taşınmıştır. Kitap olarak İstanbul merkezli bir yayınevinde 1940 yılında yayımlanmıştır. Kitap 1940 – 1970 tarihleri arasında İstanbul merkezli yayınevlerince yayımlanmaya devam etmiştir. 1970 – 2002 tarihleri arasında Ankara merkezli bir yayınevinde yayımlanmıştır. 2002 – 2021 tarihleri arasında İstanbul merkezli yayınevlerinde yayımlanmıştır.

  1. Hikâyeyi Basan Yayınevi

 Kitabın ilk baskısı (1940)

Söz konusu olan hikâye; ilk olarak, A. Cemal tarafından kurulan Yeni Mecmua’ da 21 Aralık 1939 yılında yayımlanmıştır. Ayrıca, eser 12 Nisan 1940 yılında Sokak dergisinde de yayımlanmıştır. Kitap olarak ilk basıldığı yayınevi ise Çığır Yayınevi’ dir. Şahmerdan hikayesinin 2’ den 4 kadar olan kitap halindeki baskıları 1951-1965 yılları arasında Varlık dergisi tarafından yapılmıştır. 4’ den 24’ e kadar olan Şahmerdan hikayesinin kitap şeklindeki baskıları ise, 1970- 2001 yılları arasında Bilgi yayınevi tarafından çıkarılmıştır. Şahmerdan hikayesi, Yapı Kredi Yayınları (YKY) tarafından ilk olarak Mayıs 2002 tarihinde ‘Toplu Öyküler’ adı altında yayımlanmıştır. Hikâyeden adını alan Şahmerdan kitabı ise yine Yapı Kredi Yayınları tarafından yayımlanan Ocak 2011 yılında basılan ‘Şahmerdan’ adı ile basılan 14. baskıdır. Hikâye 2012 tarihinden itibaren ‘Şahmerdan’ adı altında Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları tarafından basılmaktadır.

 

  1. Hikâyenin Sayfa Sayısı

 

Benim hikâyeyi okuduğum Yapı Kredi Yayınları tarafından 2011 Ocak tarih İstanbul basılı kitap 105 sayfadan oluşup kitap 5 sayfa olarak yer almaktadır.

  1. Kitap Kapak Tasarımı

 

Benim hikâyeyi okuduğum Yapı Kredi Yayınları tarafından 2011 Ocak tarih İstanbul basılı kitabın kapak tasarımında hâkî yeşili bir fon kullanılmıştır. Yazı kısımlarında ise beyaz ve siyah renkler tercih edilmiştir. Kapak resminde ise, vesikalık için çekilmiş olduğunu düşündüğün Sait Faik Abasıyanık’ ın genç ve sıhhatini harcamadığı çağlara ait bir fotoğraf kullanılmıştır. Kitabın içeriğinde ise herhangi bir resim bulunmamaktadır.

Bu anlamda; kitap tasarımı sade ve düzen içindedir. Kitap kapağında kullanılan yazılar açık, anlaşılır gereksizlikten uzaktır. Yazıların puntoları yerinde ve abartıdan uzaktır.