Felsefe Hayatın Yolu, Bölüm 16 – Platon Kimdir?

Akademi'nin kurucusu, ilk sistem filozofu büyük Platon...

Felsefe Hayatın Yolu, Bölüm 16 – Platon Kimdir?

Mağara Alegorisi’nden sonra yaşam hikâyesine göz atarak devam edelim büyük filozof Platon’a.

Platon M.Ö. 427 (veya 428) yılında Atina‘da doğdu. Soylu bir aileden gelen Platon’un annesi Periktione’nin soyu Solon’a, babası Ariston’un soyu ise Kodros’a kadar gitmekteydi. Adeimantus ve Glaukon adında iki erkek kardeşiyle, Potone adında bir kız kardeşi vardı. Mağara Alegorisi’nde olduğu gibi, Sokrates Glaukon ile konuşmaktaydı, yazmış olduğu diyaloglarda onların isimlerini de kullanmıştır. Çocukluğu ve gençliği bu aristokratik ortamda geçmiştir ve pek tabi çocukluğundan itibaren edebiyat ve felsefe hayatının hep içinde olmuştur. Gençlik yıllarında beden eğitimi dersleri almış, jimnastikle uğraşmış, güreş yapmıştır. Bazı kaynaklarda esas isminin “Arictocles” olduğu, göğsünün genişliğinden dolayı geniş anlamına gelen Platon takma adını aldığı söylenir. Gençliğinde sanatla da uğraşmıştır; lirik ve dramatik şiirler yazmış, ozan olmayı istemiş, doğa felsefesiyle meşgul olmuştur.

Platon’un hayatının yönü, Sokrates ile tanıştıktan sonra değişmiştir. Şiirlerinin hepsini yakmış, doğa felsefesine olan ilgisi yön değiştirmiş, ailesinin diğer üyeleri gibi aktif siyasette yer alma isteğinden vazgeçmiştir.

Platon’un çocukluk ve gençlik yıllarında Atina sıkıntılı dönemden geçiyordu. Platon bunun sebebinin başta bulunan yöneticilerden kaynaklandığını düşünüyordu. Çoğu cahildiler ve kendi çıkarlarının peşinde koşmaktaydılar. Hatta Sokrates gibi müthiş bir filozofu idam etmişlerdi. Genç yaşlarından itibaren bu yaşadıkları ve tanık oldukları ve de özellikle bu idam onu hayatı, evreni, erdemi, bilgiyi… sorgulamaya itmiştir. Bu sorgulamaları da yazmış olduğu eserlerindeki diyaloglarla yapmıştır. Esasında hocası Sokrates’in kullandığı Sokratik Yöntemi izlemiştir bilgiye ulaşabilmek için. Diyaloglarının pek çoğunun başkahramanı Sokrates’tir. Sokrates’in Savunması’nda Sokrates’in ağzından mahkemeyi anlatır. Devlet adlı eserinde yine başrolde Sokrates vardır. Konuştuğu insanlara sorular sorarak doğruyu bulmalarını sağlar.

Sokrates idam edildikten sonra Atina’da bulunan filozoflar tedirgin olmuşlardı. Hatırlarsınız Megaralı Euklides Atina’da bulunan filozofları kendi emniyetleri açısından yanına çağırmıştı. Platon’un da onun yanına gittiği rivayet edilir. Ondan sonraki yıllarda da sürekli seyahat etmiş Platon. Sokrates idam edildiğinde yirmi beş yaşında,  Atina’ya döndüğünde ise kırklı yaşlarındaymış. Kuzey Afrika’ya, Mısır’a ve İtalya’ya gittiği söylenir. Mısır’da matematik bilgisini geliştirdiğinden, Musevi Dini hakkında bilgi sahibi olduğundan, İtalya’da ise Pythagosçılarla tanıştığından bahsedilir. Bu dönemde yazdığı diyaloglarla ünlenmiştir. I. Dionysius Syracuse’a (Sicilya’da) davet etmiş ancak aralarında anlaşmazlık çıkınca köle olarak satmış Platon’u. Bir arkadaşı (muhtemelen Anniceris) tarafından satın alınarak özgürleştirilmiş. Sonrasında bir defa daha gitmiş Sicilya’ya Platon. I. Dionysios’un yerine geçen Dion talep etmiş. Kendi yerine geçecek olan II. Dionysos’u filozof-kral olarak eğitmesini istemiş. Ancak başarılı olamamıştır. Çünkü II. Dionysos hırslı, aktif bir yöneticiymiş, Platon ise idealist bir ahlakçı, uyuşamamışlar. II. Dionysos Platon’u alıkoymaya kalkmış fakat bu defa Platon kaçabilmiş.  

Platon’dan bize öğretileri dışında en büyük mirası bence tarihte ilk Akademi’yi kurmasıdır.  Akademi yani bugünkü üniversitelerin ilki. Kapısına da “Geometri bilmeyen içeriye giremez” yazdırdı. Nasıl mı kurmuş? Köle olduğu zaman kurtulması için fidye parasını ödeyen arkadaşına parayı geri ödemeye kalkar. O da kabul etmez. Platon’da gidip o parayla yer satın alıp Akademi’yi kurar. Platon, M.Ö. 348 (veya 347) yılında ölünceye kadar tüm çalışmalarını işte bu Akademi’de sürdürmüştür; politikayla sadece teorik düzeyde ilgilenmiş, eserlerini yazmış, Akademi’de Aristoteles de dahil olmak üzere pek çok filozof yetiştirmiştir. Akademi’yi kurmaktaki esas amacı ilim ve felsefe temelli bir politika eğitimi verip filozof-kralı yetiştirmekmiş. Platon’un Akademisi’nin varlığı M.S. 539 yılına kadar sürdü.

Gelelim eserlerine. Kaleme aldığı otuzdan fazla eseri günümüze kadar ulaşmıştır. Hepsini diyaloglar halinde yazmıştır.  Eserlerinin hepsi hem felsefi hem de edebi niteliktedir.  Platon’un eserlerini, onun yaşamındaki dönemlere göre genel olarak üç kategoriye ayırabiliriz.

İlki erken dönem; bu eserlerinde bilgiyi ve inancın doğasını, ahlak ve erdemin kaynaklarını konu alır. Sokrates’in Savunması (Apology), Charmides,  Kriton, Euthyphro, Gorgias, Hippias I ve II, Ion, Laches, Lysis, Protagoras'ı sayabiliriz.

Orta dönem eserleri ise Kratylos, Euthydemus, Meno, Parmenides, Phaidon, Phaidros, Devlet, Şölen, Theaetetos’tur. Genel olarak ilk ve geç dönem arasındaki geçiş dönemi eseridir. Daha önceki eserlerinde Sokrates’in etkisi çok yüksektir. Örneğin Meno’da ilk defa kendi düşüncelerini açıklamaya başlar ve ilk defa yöntem konusuna değinir. Kişinin bilgiye sahip olmasa da doğru yöntemle öğrenebileceğini ortaya koyar.

Geç dönem eserlerini ise Critias, Sofist, Devlet Adamı, Timaeus, Philebus, Yasalar olarak sayabiliriz. Burada da daha çok bilgi, varlık, estetik konularında yazmıştır.

Uzunca bir süre kalacağız bu durağımızda. Böyle büyük bir filozofun görüşlerini tek tek incelemeye başlayacağız.