Kıyamet Günlükleri- İnsan

İnsan, ne acımasız bir kelime ama...

Kıyamet Günlükleri- İnsan

Herkesin hayatında bir yere sahiptir mutluluk. 

Bazılarının yüzünü gülümsetir, bazılarınınsa kalbini bin parçaya ayırır. 

Yalnızca bir kelimeden ibaret bu mutluluk denen şey...

Oysa onlarca insan mutlu olmak için başkalarının mutluluğunu elinden çalıyor... 

Mutluluk başkası üzülünce var olan bir şey midir ki?

Değildir, mutluluk sahibi bir insanın varlığı etrafına da mutluluk saçardı. O halde mutluluğu bile zehirlemeyi nasıl başarmışlardı?

Mutlu insanların, aydınlığın içinde mutsuz insanlar vardı. Onlar küçük siyah noktalardı. Mutluluğun kaynağının bile dokunamayacağı küçük noktalar.

Diğerlerinden ayrı kalmayı onlar istememişti. Mutlu olmak ve gülümsemek elbette onların da hayaliydi.

Ancak mutluluk başkasının mutsuzluğunda var olurdu. Bir insanın elindekiler için şükretmesini bile sadece kendilerinden kötü durumdakileri düşünmeleri sağlayabilirdi.

İnsanlar bencildi, şükretmek nedir bilmezdi. Mutluluğun ne olduğunu tattıktan sonra daha fazlasını isteyecek kadar açgözlülerdi. Sonuçta insandı onlar. 

Bencillikte, doyumsuzlukta onlardı. İnsanı tanımlayacak en uygun kelimelerdi bunlar.

Sonuçta insandı, sokaktaki kedilerin soğuktan tir tir titrediğini bilerek onları "Çok gürültülü." diyerek tekmeleyen.

Sonuçta insandı, namusumu beş paralık etti diye lızını öldüren.

Sonuçta insandı her geçen gün daha fazla ormanı yakan, onları yok eden.

İnsan, ne cani bir kelime ama...

Oysa bizler bebekken çok masum görünürdük...