İhanet, yalancı sevgiler ve bir kitap : Yakıcı Sır

İhanet, yalancı sevgiler ve bir kitap : Yakıcı Sır

Orijinal dili olan Almanca'daki adıyla Brennendes Geheimnis, Avusturyalı yazar Stefan Zweig'in klasikleşmiş kısa romanlarından (novella) biridir. 1913 yılında kaleme alınmış olan eser, 1945'te yazarın intiharından sonra daha çok ilgi çekmiştir. Tıpkı diğer eserlerindeki gibi insan ilişkilerini derinlemesine incelemiş ve farklı birçok hissin betimlesini yapmıştır. 

-- OKUMA ÖNCESİ ----------------------------------------------------------------------------------------

İndigo yayınlarından aldığım bu eseri okumadan önce kapak tasarımı üzerinden birkaç tahminde bulunmak istedim. İlk gözüme çarpan şey kadın silüetinin bir ev gibi bedeninde kapı ve penceresi olmasıydı. Kapı, kadının kalbini temsil ediyordu ve tamamen açık olmasa da aralıydı. Kapının aralı olması, çekimser de olsa kalbinin bazı hislere açık olduğunu gösteriyor olabilirdi. Kapının önünde ise bir adam ve bir oğlan çocuğu vardı. Eserin isminde geçen 'sır' kelimesini de es geçmeden devam edecek olursak, bir yasak ilişkisi gibi duruyor. Çizerin tercihi mi yoksa bir sembol mü tam olarak emin olamasam da, kadının kalbinin kapısı aralı da olsa gözleri tamamen kapalıydı. Kadının durumdan haberdar olmadığı anlamına gelebileceği gibi, daha derin hissetmek için gözlerini kapatmış ve duygularına teslim olduğunu  da anlatıyor olabilirdi. Dikkatimi çeken bir diğer şey ise bir rüzgar olmasıydı, kadının saçlarını uçuşturan ve yaprakları havalandıran bir rüzgar... Feminist bir açıdan bakacak olursam, bu rüzgardan sadece kadının etkilenmesi yasak bir aşkın cezasının yalnızca kadına yazılmasını anlatıyor olabilirdi, kadının gözleri de kendini bu rüzgara bıraktığı ve teslim olduğu için kapalıydı. Rüzgardan etkilenmeyen adam ve oğlan çocuğu belki de bu rüzgarın sebebiydi, ve bu rüzgar her neyi ifade ediyorsa belli ki yakıcılığı olan bir sırrı daha da harlıyordu. Eğer daha önce de dediğim gibi bir yasak aşk hikayesiyse anlatılan, iki taraf da yanmalı bu sır ile. Aşk nasıl iki kişi yaşanıyorsa sonuçları da beraber çekilmeli ancak resme göre konuşacak olursak yapraklar sadece kadının tarafında uçuşuyor, adamın çevresinde hava durgun olacak ki bütün yapraklar yerde duruyor. Buna göre birçok teori oluşturmak mümkün. Mesela ilk olarak, bu yasak ilişkiden yalnızca kadın etkilendiğine göre evli veya bir ilişki içinde olabilir, adam ise bekar olmalı ki rüzgardan etkilenmiyor. Yasak ilişkiye tanık olan kişi ise oğlan çocuğu olmalı ki sır yakıcı olarak nitelendirilebilsin. Ki bence sırrın büyüğü küçüğü, yakıcısı veya zararsızı olmaz... Tıpkı boş bir bardağın ağırlığının elimizde tuttuğumuz süreye doğru orantılı artması gibi, sırrı saklaması da ağır bir yüktür. Bırakmazsak kolumuz ağrır bırakırsak da cam kesiklerinden kanar ellerimiz, yani iki türlü de yaralı çıkarız işin içinden. 

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Kısa bir tatil için Avusturya Alplerine giden genç çapkın bir baron, astım hastası oğlunu Alplerin temiz havası ile iyileştirmek için oraya gelmiş bir anne olan Mathilde ve oğlu Edgar üçgeni arasında geçen olaylar örgüsü... Narsist bir kadın avcısı olan baron, her tatilinde yaptığı gibi burada da bir kadın seçiyor ve onu elde etmeye çalışıyor, kendince eğlenceli bir oyun kuran baron kimin hayatını nasıl etkileyeceğini hiç umursamıyor. Mathilde'yi gözüne kestiren baron, ona ulaşmak için yetişkin olma hevesinde olan Edgar'la arkadaşlık kuruyor. Edgar'ı avcunun içine alması çok kolay oluyor çünkü iletişimsiz ve sevgisiz bir ortamda büyüyen küçük çocuk, evrenin bütün kapılarının ancak yetişkin olursa açılacağını sanıyor ancak ilerleyen zamanda yetişkinliğin korkunç yüzüyle karşılaşıyor. 

Her ne kadar Mathilde ve Edgar'ın astım tedavisini hızlandırmak adına orada olduğu söylenmiş olsa da bana kalırsa Mathilde'nin eşiyle arasındaki mesafe ve sevgisizlik de evden uzaklaşmalarının sebeplerinden biri. Son kısma kadar sadece isminin geçtiği eşi, sadece bir tehdit unsuru olarak kullanılmış. Sonda karşımıza çıktığında ise yine otoritesi sarsılmayan bir adam, bir ortamda olmasa dahi onun kızacak olması durumunu tehdit olarak görüyorlar. Burada da aileyi aile yapan şeyin sevgi ve saygı olduğunun ancak saygının korkuyla bir bağlantısının olmaması gerektiğinin altını çizmek istiyorum. Burada da gördüğümüz üzere korku ile saygı değil sadece çığ gibi büyüyen sırlardan ibaret yalan bir ilişki elde ederiz. Ve sırlara gelecek olursak... Sırlardan uzak huzurlu ve daha az yakıcı bir hayat dileklerimle. 

İyi okumalar dilerim :)