Ölüme Dek Yaşamak

Bu yazıda ölümünü öğrenen bir kadının son kararını okuyacaksınız. İçinizi ferahlatacak bir kesit... Ölüm neden istenmez? Hayatın, ölümün anlamı nedir?

Ölüme Dek Yaşamak

Ölüme Dek Yaşamak

Önceden kötü şeyleri hazmedebilmesi için zaman geçmesi gerektiğine inanıp kendine zaman tanırdı. Ama şimdi anlıyordu; o, zaman tanıdığı dertlerin büyüdükçe hızlıca kabullenildiğini. Ve ilk defa bu kadar kısa sürede kabullenmişti. 

Hayatının anlamını bulamamıştı belki ama ölümün anlamı ortadaydı. Olması lazımdı sadece. Her şeyin anlamı olması için bitmesi lazımdı. Çaresiz kalmak önemsiz göründü gözüne. 

Bakış açısına tanıdık siyah ayakkabılar girdi önce. Bu olana kadar gözleri yerde uzun süre yürüdüğünün bile farkında değildi. Kafasını kaldırdı. Ve ölürken göreceği yüzü gördü. Gülümsedi. "Her yerde karşıma çıkmayı huy edindiniz siz de." Adam yavaşça yanıt verdi, "Ne yapacağını öğrenmeye geldim. Tercihini yaptın mı?" Kız bakışlarını yoldan geçen araçlara çevirdi. "Evet. Bu bir tercih olmasa bile." Adam kafasını salladı. Yeşil ışık yanınca yürümeye başladılar. Yürüdükleri yol bir yere çıkmıyordu.

 Onlar konuşmayıp sadece yürüdüler. Kadın hiçbir zaman yapamadığı şekilde, hayat koşturmacası olmadan sokakları seyrediyor, oynayan çocukları ve pencerelerden taşan hayatları izliyordu. Adam ise kendince kadın için saygıda bulunup onu yalnız bırakmamaya çalışıyordu. 

Kadın yolda giderken birden duraksadı. Kendi içinde bu süre zarfında ne yapacağı hakkında bir karara vardı. Ve adam onu izlerken koşmaya başladı. Aceleyle yapılan bir koşu değil aksine keyif almak için ve bir de amacı olan bir koşuydu. Yakında olan evine varıp bilgisayarını, defter ve kalemlerini, bir miktar parasını ve küçük bir çanta kıyafetini aldı. Yine koşarak sokağa çıktı. Adam ortada yoktu ama onu zaten hiçbir zaman beklememişti. 

 Ve saçları rüzgarla oynaşırken koştu. Çünkü ölünceye kadar yaşamaya karar vermişti.

Dipnot: Ölüm tarihini ve şeklini öğrenmek insanlara ilginç gelmiş ve gerek filmlerde, dizilerde gerek kitaplarda çokça işlenmiştir. Burada karakter yalnızca yakın zamanda öleceğini öğreniyor. Bu da bize unuttuğumuz ölüm kavramını getiriyor önümüze. Çok da farklı değil durumumuz aslında. Bu yazının sorusu hemen aşağıda.

Siz böyle bir haber alsanız yapacağınız ilk şey ne olurdu?

Neler hissederdiniz?

Veda notu: son iki yazım ölüm temalı olmuş oldu. Ama bunları defterimin rastgele zamanlarında yazılmış sayfalarından çıkardım. Bunları düzenlerken biraz temanın sürükleyici boşluğuna düşmüş olabilirim. Ama demek istediğim ölüm üzerine çokça düşünüp hastalıklı bir zaman geçirmiyorum.

Güzel zamanlar geçirmeniz dileğiyle...