Son

—Ben küçükken sürekli aynı kabusu görürdüm. Annemin dedemi ziyaret etmek için uçakla yola çıkacağı gün hasta olurdum. Ağrılarımın acısıyla kıvranırken annem dayanamaz ve o günkü uçuşunu iptal edip beni hastaneye götürürdü.

Son

—Ben küçükken sürekli aynı kabusu görürdüm. Annemin dedemi ziyaret etmek için uçakla yola çıkacağı gün hasta olurdum. Ağrılarımın acısıyla kıvranırken annem dayanamaz ve o günkü uçuşunu iptal edip beni hastaneye götürürdü. Ertesi gün ise uçağı düşer ve ölürdü. Her gece bu kabusla kan ter içerisinde , ağlayarak uyanırdım. Bir tek şey değişirdi rüyalarımda. Ger seferinde hastalığımı daha da şiddetli geçirirdim. Sanki kader felaketi haber ediyormuş gibiydi. Anneme hiçbir zaman rüyalarımı anlatmadım. En sonunda o gün geldi. Şuan o günü düşünmeden edemiyorum. Birebir aynı şeyi yaşıyor olmama rağmen anneme "Bana bir şey olmaz. Sen git." diyememiştim. Hastalıktan kıvranıyordum ve iyileşmek istemiştim. Diyemedim. Hala bunun acısını yaşıyorum. 

—Bunu başka birine anlatmak seni rahatlatıyor mu?

—Hayır.

—Bak. O vakitlerde küçük bir çocuktun. Tahminim rüyalarını böylesine bir kaybın psikolojik etkileri sonucu hikayene sonradan eklediğin yönünde.

—Hayır. Uydurmuyorum o rüyaları gördüm.

—Sakin ol.... Bak suçluluk duygusu seni tüketiyor. Uçağın düşmesi ve ya hasta olman senin suçun değildi. Bunun yükünden kurtulamazsan korkarım ki ileride ciddi sorunlar doğurabilir. 

Sinirden elim ayağın titriyordu. Sakinliğimi korumaya çalışarak;

—Sanırım seansın sonuna geldik doktor .

Diyerek odasını terk ettim. İnsan kalabalığının arasına karışıp evime doğru yol aldım. Öfke ve pişmanlık ayaklarıma güç veriyor ve bedenim bu , kaos içerisinde harmanlanmış insan topluluğunu yarıyordu adeta. En sonunda apartmanıma  varmayı başarmıştım. Katıma çıkıp yaptığım hatanın ve bencilliğimin lekesini gizlemek istercesine hareketler ile dairene girdim. 10. Katta kalıyordum. Burası şerhin dumanının biriktiği ve insanı zehirlediği bir kattı. Bu evden nefret ediyordum. Varlığım , elimdeyken kaderi değiştirme şansımı teptiğim ve annemin ölümüne sebep olduğum gerçeğini yüzüme vuruyordu. Ne doktorlar ne de ilaçların bir faydası vardı. Aslında çözüm basit ve bir o kadar da zordu. Günahımın lekesi bedenime işlemiş ve ruhuma işkence ediyordu. Asıl varlığımı günah yüklü bu bedenden kurtarma düşüncesi ,  her annemin ölümünü aklıma getirdiğimde daha da cazip bir hal alıyordu. Bedenimin artık bunu kendine şartlandırmasından olsa gerek , salondaki camı açarken kontrol bende değilmiş gibi hissediyordum. Rüzgar zehir dumanı salona doldururken asla boş kalmayan o yoldan geçen arabaların gürültüsü insanı sağır ediyordu. Ama ben kendimi uzun zamandır hiç olmadığım kadar iyi hissediyordum. Cama tutunup ayaklarımı dışarı sarkıtırken içimden "Kaderin beni uyarmış olmasına rağmen bir şey yapmadım. Ben katilim." Diyordum. Bir süre öyle kaldıktan sonra rüzgarın hızını tenimde hissetmeye cesaret edebildim. Sağır eden gürültüye her saniye daha da yaklaşırken temizlendiğimi hissediyordum. Gözümü kapatıyor ve annemi tekrar görebilecek olmanın mutluluğunu yaşıyordum.