Uğursuz

Soğuk su ile yavaşça kanayan yaralarıma merhem olmaya çalışıyordu. İçime su serpemezdi ama, bilmiyordu..

Uğursuz

İki

Hayat, kimsesizler için çokta kolay değildi. Herkesin yolu farklıdır. Kimi yolun başında, kimi kaybolmuş, kimi sonunda. Dertler farklı dursa da, akan gözyaşları hep aynıdır. Çekilen içler, bağlanan kollar, yalvaran gözler.

Bu kız yolun başında artık. Ona eziyet eden bir ailesi, uğursuz gözüyle bakan annesi, aşağılayan babası yoktu artık. O da isterdi diğer çocuklar gibi şımartılarak büyümeyi. Hayat mı zalimdi yoksa insanlar mı?

Çöplerin arasında uyuyarak geçirmişti geceyi. Yağmurlu ve sert esen rüzgarla mücadele veriyordu. İnce hırkası onu ısıtacak tek şeydi. O soğuk içine işlemişti bir kere. Nasıl ısınabilir ki? Güç bela çöplerin arasından sıyrılıp ayağa kalktı. Her yeri pislikle batmıştı. Üzerini silkeledi, şapkayı kafasından çıkardı. Etrafa baktığında birkaç insanın koşuşturduğunu gördü. Ellerini cebine koyup ilerlemeye başladı. Kendine kalacak bir yer bulması gerekiyordu. Sokakta yatamazdı daha fazla. Cebinde ne parası ne pulu vardı. O cehennemden kaçarak iyi mi etti bilemedi. Yağmurdan kaçarken doluya tutulmak olmazdı.

İlerledi nereye gideceğini bilmeden öylece ilerledi. Telefon kulübesine rastladı. Şanslıydı ki biri kart bırakmıştı. Numarayı çevirdi ve biraz beklemenin ardından pes edip kapatacak iken bir ses duydu.

-Alo?

Sustu.

-Alo, kimsiniz?

Nefesini tuttu.

-Bu kaçıncı ama şikayet edeceğim en sonunda!

Kapandı. Tuttuğu nefesi bıraktı. Ablasına sesini duyursaydı daha da kötü olabilirdi her şey. Onu bulup öldürmeye gelebilirlerdi. Başladığı yere geri dönüp çöpleri karıştırdı. Her poşetin içini açıp gazete parçası arıyordu. Bir planı vardı kendi kendine uğur olacaktı. Bulduklarını başka bir çöp poşetinde toplayıp yola koyuldu. Hiç bilmediği caddelerden, görmediği insanların yanından geçiyordu. Bakışlar üzerindeydi ve bunu hissediyordu. Gergindi, korkak ve bir o kadar da yalnız. Boş bir arazi gibi bir yere geldiğinde birkaç küçük çocuk gördü. Onun gibilerdi. Kimsesizlerdi. İstenmeyenlerdi. Uğursuzlardı. Yıkık dökük bir binanın merdivenlerini çıktı. Kendine göre bir yer bulduğunda çöpten bulduğu gazeteler ile camları kaplamaya başladı. Bant olmadığı için su ile yapacaktı bunu. Denedi, ilk gazete yapıştı. İkinci, üçüncü, beşinci her gazete su ile cama yapışıyordu. Yorulunca dinlenmek için yırtık poşetin üzerine oturdu. Bacaklarını uzattı , derin nefesler çekiyordu. Dizginlemeye çalıştı kendini. Böyle böyle uyuyakaldı.

Sessizliğin ortasında duyduğu gürültü ile aniden bacaklarını kendine çekip sallanmaya başladı. Bir yandan söyleniyor bir yandan sayıyordu.

-Ben bir şey yapmadım. Yapma, bir, iki , üç vurma, gelme, bitti, gitti, geçti şş geçti. Uğursuz değilim ben. Özür dilerim.

Kalp atışları gitgide artıyordu. Bu sefer kolay sakinleşecek gibi değildi. Sallanması arttı. Saymak işe yaramıyordu. Sık alınan verilen nefesler başını döndürüyordu. Gözleri kapalı bir şekilde ayağa kalkmayı denedi. Dönen başı buna izin vermedi. Başının dönmesiyle kendini yerde bulması bir oldu.