Uyan

Affet bizi doğa anne. Kabul et kurbanlarını. Affet bizi doğa anne. Kalplerimiz sana ait. Affet bizi doğa anne. Duy sesimiz, Çağırıyoruz çırağını, Duy sesimizi, Al, götür kurbanlarını.

1. Tanıtım

Affet bizi doğa anne

Kabul et kurbanlarını

Affet bizi doğa anne

Kalplerimiz sana ait

Affet bizi doğa anne

Duy sesimiz

Çağırıyoruz çırağını

Duy sesimizi

Al, götür kurbanlarını

İlahi bittikten sonra herkes kurbanlarını sunağın önüne bıraktı. İnsanlar korkudan Emery'e lanet okuyordu. 

Bir yıldan bir yapılan bu tören artık bir gelenek haline gelmişti. Artık sonucu yıldı. Doğa tanrıçası onları affedecek ve topraklarının bereketini geri verecekti. Bir saat geçmişti. Doğa Tanrıçası’nın Çırağı hâlâ ortlalıkta yoktu. Yakılan ateşler artık sönüyordu. 

Hamles halkı sakince olanları bekliyordu.

****

"Sence anne bizi affetmiş mi? Baksana çırağı hâlâ ortada yok. Eğer yakılan ateş geçerse..." 

"Demek ki anne, bizi affetmiş olacak!" 

****

Halkın içinden bir kıkırtı duyuldu. Herkes o yöne dönerken gökyüzünden bir yıldırım düştü sunağın önüne. Gelen, Doğa Tanrıçası’nın Çırağı’ydı. Herkesin yüzünde deşhet verici bir korku vardı. Yaşlılar korkudan titrerken gençler hem korku hem heyacan içindeydi. Çocuklar ağlamak istiyordu ama korkudan ağlayamıyorlardı. 

Cadı, bu durumdan çok memnun gibiydi. 

Siyah, dar elbisesi erkeklerin aklını başlarından alacak gibiydi. Erkekler ne kadar korksa da bir o kadar hayranlık duyuyordu. Cadı hâlâ gökyüzündeydi. İnsanları küçümser gibi bir bakış attı. Halkın içindeki en güzel kadınlar bile onun ışığının yanında sönük kalıyordu. 

Cadı egosunu tatmin ettikten sonra yere doğru süzüldü. 

"Koskoca bir yıl ne kadar da hızlı gelip, geçti," diyerek bir imada bulundu. 

Köylülerden biri öne çıkarak, "Artık bu geleneğe son vermek istiyoruz,” dedi.

Cadının gözleri alev aldı birden. 

Yüksek bir sesle, "Bu ne cüret," diyerek genç adamın boğazını tek eliyle sıktı. Adama yaklaşması bir saniye bile sürmedi. 

Köylülerin hepsi bağırarak arkaya doğru adımlar attılar. Bazıları korkudan yere düştü. Herkes cadıdan korkardı. 

Rüzgar cadının saçlarını arkaya doğru savurdu. Sanki Doğa Tanrıçası onu sakinleştiriyordu. Cadı, elini aşağıya indirerek genç adamı yere bıraktı. Genç adam boğazını tutarak öksürükler içinde geri geri gitti. Artık Hamles halkı uyarısını almıştı. 

Cadı tekrar söze başladı. 

"Anneniz sizi bağışladı. Ve Emery'eyi size geri veriyor!” Son kelimesinden sonra gökyüzünden cadının yanına tekrar bir yıldırım düştü. Yerde genç bir kadın yatıyordu. Cadı bile onun güzelliğini kıskanırdı. Bu sebepten kadına saygı duyardı. Genç kızı ne kadar sevse bile onu yerden kaldırmadı. İnsanların yanında zayıf görümeyi sevmezdi. 

Herkese bir ağızdan Emery'e lanet okumaya başladı. Hepsi onu suçluyordu. Yıllarca onun yüzünden toprakları kuraktı. 

Cadı yüksek sesle "Yeter!” diye bağırdı. Bu olaya göz yumamazdı. Kadın yerde soğuktan titriyordu. Artık cadı daha da sinirlendi. Genç kadını öyle görmek onu mahvediyordu. 

Sakinliği koruyarak, "Artık topraklarınız verimli olacak. Emery'e gibi bir hata yapmayın. Yoksa bu sefer açlıktan ölürsünüz," diyerek ortadan kayboldu. 

Bir grup insan Emery'e taraf koşarak onu ayağa kaldılar. Bazıları onu taşlıyor, bazıları hakaret ediyordu. 

Emery'eyi yerde sürterek yıllar önce onun için hazırlanmış kafese soktular.

☾ ︎Bölümün Sonu ☽︎

Resimler amatörce bu kurgu için çizilmiştir. ✨