Ya Yazamazsam

Bir kişinin deneme şeklinde bir yazarın yazı hayatını anlatması ile oluşan bir sayfalık kısa bir hikaye.

Ya Yazamazsam

Ya Yazamazsam? 

Yazarların genel korkusudur yazı yazamamak ya da yazı yazmayı bırakmak neden bilir misiniz? Ben bilirim çünkü bu benim günlük yaşantımı anlattığım bir sayfa. Komik gelebilir belki ama yazarlar her zaman farklı bir üçgen içinde dünyayı farklı anlayan ve anlaşılmayan kişilerdir. Onlar için yazıya tutunmak bir hayata tutunup yolculuk yapıp birçok insana dokunmak demektir amaçları bu bile olmasa. Okumak ve yazmak birbirine bağlıdır belki ama çelişkilidir de. Çünkü bir yazar sadece okur değil seslenen seste olur. Geçenlerde bir hikâye okudum ve bana çok ilginç geldi. Yazı yazmayı tüm hayatına yansıtmış biri yazmadığı zamanlarda çok acı çektiğini dile getirmiş. Bu öyle bir acıymış ki dünyadaki tüm sevdiklerinin ve seveceği her şeyin ölümünü izlemeye benzermiş. Ne kadar ilginç ve tuhaf diye bilirsiniz. Ancak ben bunun tamamen doğru olduğuna inanıyorum. Neden mi? Hayatımı birkaç satırlık günlüğe yani onlar gibi küçük küçük yazıya adadığımdan beri benim için işler çok değişti. Yazının küçükte olsa iyileştirici tarafı ve zorluklarıyla tanıştım. Yazmak herkese kolay gibi görünse de aslında dünyadaki en zor ve en tehlikeli yol. Şimdi bana diyeceksiniz ki bu işin neresi tehlikeli? Bir yazar yazmadığında nasıl biri olduğunu hiç merak ettiniz mi? Şayet ben çok merak ettim hayatım boyunca ve bir gün öyle biriyle tanıştım ki. Bu sorunun cevabını da almış oldum. Zamanın çoğunu insanlara dokunmaya adamış küçük bir dünyada kaybolmuş biriydi kendisi. Bir gün yanına gittim. Kafası yine çok dolduydu gördüğüm kadarıyla genel de onunla yazılar ve hayat hakkında sohbet ederdik. Ama o gün beni şaşırtan bir hali vardı. Yanına yaklaştığımda her zamanki halinden çok uzak bir surat ifadesi ile karşılaştım. Oldukça yorgun uykusuz ve derin düşünceler içinde kaybolmuştu. Onu düşündüren şeyin ne olduğunu geçen her saniye o kadar merak ettim ki. Tam sormak üzereyken bana kafasını çevirip baktı birkaç saniye içinde yüz hattı sayamayacağım kadar çok değişmişti. En sonunda mırıldanarak bana bakmayı bırakıp tekrardan baktığı yere döndü ve tek bir cümle kurdu. “Yazamamak o kadar acıtıyor ki, bazen bu dünyada değilmişim gibi hissediyorum” demişti. Ne demek istediğini tam bilmiyordum sadece sessiz kalıp düşünmeye başladım. Yazmak gerçekten bu kadar zor muydu ki? İnsan neden yazardı ki? Bunları o kadar hızlı düşünüp sormak beni yormuştu. O gün ona dönüp baktığımda gözlerindeki acı ifadeyi hiçbir zaman unutamadım. Kısacası bir yazarın yazıya nasıl başladığı ya da neden yazdığı değildi önemli olan. Önemli olan yazılan her yazının bir de ya yazamazsam sorusu ile doğduğunu bilmek ve yazıların anlattıklarını hissetmektir. Başka bir sayfada başka bir konuyla görüşmek üzere... 

Yazar_Nisa2