BİR EVE DÖNDÜM BAZEN...

Ekim 1, 2026 - 10:30
 0
BİR EVE DÖNDÜM BAZEN...

Bazen en küçük seste uyandı içim;
bir musluğun damlayışında,
gecenin bir yerinde kırılan sessizlikte.
Bazen de dünya başucumda gürültüyle yıkıldı,
ben dönüp bakmadım.

Senden önce kelimeler benden taşardı.
Bir cümleyi bitirmeden yenisine başlardım.
Senden sonra ağzımda tek bir harf bile kalmadı.
Sanki bütün dilimi susturdular.

Benden sana ne kaldı, bilmiyorum.
Biraz yarım kalmışlık,
biraz içimde çürüyen cümleler,
biraz da söyleyemediğim şeylerin
uzun süre kapanmayan yarası.

Bulut geçti.
Rüzgâr geçti.
Yağmur geçti.

Ben geçemedim.

Bütün gün avucumda kuru bir dal taşıdım,
toprağın üstünde anlamsız çizgiler çizdim.
Ne aradığımı bilmiyordum.
Belki kaybettiğim bir şeyi,
belki de kendimi.

Sonra bir eve döndüm bazen.

Evde beni bekleyen küçük oğlum vardı.
Bir odada onun nefesi,
mutfakta yarım kalmış yemeği
masanın üzerinde çocukluğundan kalma küçük bir oyuncak

Ama başka bir evde
sen vardın.
Kızım vardı.
Benim bir zamanlar içinde olduğum,
sonra kapısında kaldığım başka bir hayat.

İki ev arasında bölünmüş gibiydim.
Birinde beni bekleyen küçük oğlum,
ötekinde senden ve kızımdan kalan hayat.

Ben ise tam arada

Her yangına ateş taşıdım.
Ama seni uğurlarken
arkandan su döktüm.

Alnından üç kez öptüm.
Üç kez aşk kelimesinin önünden geçtim.
Sonra kendime,
“Artık harfinden bile geçmem,” dedim.

Geçtim.

Bazen gökyüzüne baktım,
bazen toprağa.
Her taşın altında bilmediğim bir şey aradım.
Belki hayat,
belki ölüm,
belki ikisinin arasında
insanın kendine söyleyemediği o tek cümle.

Gitmedim.

Bir eve döndüm bazen.

Akşamların boşluğuna silkelenip durduğu bir eve.
Merdiven sayısı hiç değişmeyen,
ama her çıkışta beni başka birine dönüştüren bir eve.

Duvarlarında su sesi vardı.
Koridorlarında eski ayak sesleri.
Kapıları açılıp kapanıyor,
sanki ev kendi kendine konuşuyordu.

Ben de dinledim.

Çünkü bazı evlerden çıkılmaz.

İnsan yalnızca odalarını terk eder.
Duvarlar kalır.
Sesler kalır.
Bir zamanlar birinin yaşadığı yerde
insanın kendisinden geriye kalan o tuhaf yankı kalır.

Ve ben, ne zaman yorulsam,
ne zaman dünya üzerime biraz fazla gelse,
ne zaman gecenin bir yerinde
hiç beklemediğim bir ses gözlerimi açsa,

yine o eve döndüm.

Bazen gerçekten.
Bazen yalnızca içimde.

Bir evde küçük oğlum beni bekledi.
Başka bir evde sen ve kızım vardınız.

Ben ise
iki evin arasında,
iki ayrı hayatın eşiğinde,
kendime bile dönemeden yaşadım.

Ama her defasında
kapıyı ben açtım,
kapıyı ben kapattım.

Sen hiç dönmedin.

Yazan
Korhan KÜLÇE
17/09/2026
Balkonda, uzun kulak ile

Tepkiniz nedir?

Beğen Beğen 0
Beğenmedim Beğenmedim 0
Sevdim Sevdim 0
Eğlenceli Eğlenceli 0
Sinirli Sinirli 0
Üzgün Üzgün 0
Vay Vay 0
Korhan KÜLÇE Ben; Kelimelerin sessiz ama derin gücüne erken yaşlarda kulak veren; fakat bu çağrıyı kaleme dökmeye ancak yıllar sonra cesaret eden bir anlatıcıyım. Çocukluk ve gençlik yıllarımda sözcükleri biriktirdim; kimi zaman defterlerin kenarına, kimi zaman zihnimin sessiz koridorlarına notlar düştüm. O yıllarda yazmak, bir eylemden çok bir bekleyişti, zamanla demlenecek bir içsel dilin hazırlığıydı. Yaşamın dönemeçlerinde sessizce biriken gözlemlerim ve iç konuşmalarım, sonunda kelimelere dönüşecek olgunluğa erişti. Yazıya geç başlamam bir gecikme değil, anlatacaklarımın derinleşmesine vesile olan uzun bir iç yolculuktu. Kalemimden dökülen metinlerde bu yolculuğun izleri açıkça hissedilir: kelimelerim acele etmez, duygularım yüzeyde gezinmez; her cümlem, yıllar boyunca içimde taşınmış bir düşüncenin ağırbaşlı yankısıdır. Benim dünyamda zaman yavaşlar, sesler usulca belirir; okur, hem kişisel hem evrensel bir anlatının kıvrımlarında kendi yolunu bulur. Kitaplarım… Onlar, içimde uzun yıllar sessizce yankılanan seslerin kâğıda bürünmüş hâli. Bir gecenin ortasında fısıldanan bir cümleden, bir sabahın ilk ışığında doğan bir düşünceden süzülüp geldiler. Her biri kendi zamanında, kendi mevsiminde yazıldı. Kimi bir yağmurun ince sızısıdır, kimi bir rüzgârın taşıdığı uzak bir hatıradır. Kelimelerimin arasından geçerken, belki kendi hikâyene benzeyen bir yankı duyarsın. Çünkü ben yazarken çoğu zaman kendime değil, sessizce bekleyen o görünmez okura seslenirim. Kitaplarım, yalnızca satırlardan ibaret değildir; onlar, kalbimin sakladığı seslerin, yıllarca konuşmayı bekleyen duyguların suretleridir. Ben sustukça onlar konuşur. Ben geçtiğim yerlerden uzaklaşsam da, onlar orada kalır, kelimelerin vefalı bekçileri gibi. Kitaplarım; Defne'nin Hikayesi - Fethiye'nin Sırları ve Kayaköy'ün Fısıltıları Elif'in Hikayesi - Gölgedeki Kadın Ece'nin Hikayesi - Güneşin Gölgesindeki Sır Alice'in Hikayesi - Küçük Bir Kalbin Yolculuğu Özlem'in Hikayesi - Zeytin Gölgelerinde Bir Tohum Farklı Hayatlar, Farklı Hikayeler İlişkiler Hakkında - 1 Biri Görür, Öteki Hisseder - Şiir Kitabı Sen de Haklısın Korhan KÜLÇE