PERDE KAPANMADAN

Eylül 30, 2026 - 23:41
 0
PERDE KAPANMADAN

Antikçağ filozofu Epiktetos, hayatı bir tiyatro oyununa benzetir.

Oyunun ne kadar süreceğine biz karar vermeyiz.
Perdenin ne zaman açılacağını da, ne zaman kapanacağını da.

Bazen önümüze bir kralın tacı bırakılır, bazen yoksulluğun sessizliği. Bazen güçlü olmanın yükünü taşırız, bazen başkalarının yardımına ihtiyaç duyduğumuz bir hayatı oynarız.

Kimi zaman sahnenin ortasındayızdır, kimi zaman kimsenin fark etmediği bir köşesinde.

Ama Epiktetos’a göre mesele, hangi rolün bize verildiği değildir.

Mesele, o rolü nasıl oynadığımızdır.

Çünkü hayatta seçemediğimiz çok şey vardır.

Nerede doğacağımızı seçmeyiz.
Kimlerin hayatımıza dokunacağını seçmeyiz.
Bazı kayıpların ne zaman geleceğini, bazı kapıların ne zaman kapanacağını, zamanın yüzümüzde ne zaman iz bırakacağını bilemeyiz.

Hayat, çoğu zaman bize danışmadan karar verir.

Bazen beklemediğimiz bir acıyı getirir.
Bazen hiç hazırlıklı olmadığımız bir değişimi.
Bazen de bütün planlarımızı sessizce başka bir yöne çevirir.

Ve insan, değiştiremediği şeylerin karşısında çaresiz olduğunu sanır.

Oysa belki de elimizde kalan en büyük özgürlük tam burada başlar:

Bize verilen hayat karşısında nasıl biri olacağımızı seçebilmek.

Rüzgârı durduramayız.
Ama yelkenimizi nasıl açacağımıza karar verebiliriz.

Geçmişi değiştiremeyiz.
Ama geçmişin bizi nasıl bir insana dönüştüreceğini belirleyebiliriz.

Kaybı engelleyemeyiz.
Ama kaybın içinden nasıl çıkacağımızı seçebiliriz.

Hayatın bize hangi sahneyi vereceğini bilemeyiz.

Fakat o sahneye nasıl çıkacağımız hâlâ bize aittir.

Belki de hayat dediğimiz şey, bize yazılmış kusursuz bir hikâye değildir.

Belki eksik cümleleriyle, beklenmedik dönüşleriyle, yarım kalan sahneleriyle bize bırakılmış bir metindir.

Ve biz, her şeyi değiştiremeyiz.

Ama kendi cümlemizi nasıl kuracağımıza karar verebiliriz.

Çünkü perde bir gün mutlaka kapanacak.

Işıklar sönecek.
Sesler susacak.
Sahne boşalacak.

Geriye ne kadar yaşadığımızdan çok, bize verilen hayatı nasıl taşıdığımız kalacak.

Ve belki insanın bütün hikâyesi, sonunda şu tek soruda saklı olacak:

Sana verilen hayatı, gerçekten kendin olarak yaşayabildin mi?

Yazan
Korhan KÜLÇE
25/09/2026
00:15
Sevdiklerim uyurken

Tepkiniz nedir?

Beğen Beğen 0
Beğenmedim Beğenmedim 0
Sevdim Sevdim 0
Eğlenceli Eğlenceli 0
Sinirli Sinirli 0
Üzgün Üzgün 0
Vay Vay 0
Korhan KÜLÇE Ben; Kelimelerin sessiz ama derin gücüne erken yaşlarda kulak veren; fakat bu çağrıyı kaleme dökmeye ancak yıllar sonra cesaret eden bir anlatıcıyım. Çocukluk ve gençlik yıllarımda sözcükleri biriktirdim; kimi zaman defterlerin kenarına, kimi zaman zihnimin sessiz koridorlarına notlar düştüm. O yıllarda yazmak, bir eylemden çok bir bekleyişti, zamanla demlenecek bir içsel dilin hazırlığıydı. Yaşamın dönemeçlerinde sessizce biriken gözlemlerim ve iç konuşmalarım, sonunda kelimelere dönüşecek olgunluğa erişti. Yazıya geç başlamam bir gecikme değil, anlatacaklarımın derinleşmesine vesile olan uzun bir iç yolculuktu. Kalemimden dökülen metinlerde bu yolculuğun izleri açıkça hissedilir: kelimelerim acele etmez, duygularım yüzeyde gezinmez; her cümlem, yıllar boyunca içimde taşınmış bir düşüncenin ağırbaşlı yankısıdır. Benim dünyamda zaman yavaşlar, sesler usulca belirir; okur, hem kişisel hem evrensel bir anlatının kıvrımlarında kendi yolunu bulur. Kitaplarım… Onlar, içimde uzun yıllar sessizce yankılanan seslerin kâğıda bürünmüş hâli. Bir gecenin ortasında fısıldanan bir cümleden, bir sabahın ilk ışığında doğan bir düşünceden süzülüp geldiler. Her biri kendi zamanında, kendi mevsiminde yazıldı. Kimi bir yağmurun ince sızısıdır, kimi bir rüzgârın taşıdığı uzak bir hatıradır. Kelimelerimin arasından geçerken, belki kendi hikâyene benzeyen bir yankı duyarsın. Çünkü ben yazarken çoğu zaman kendime değil, sessizce bekleyen o görünmez okura seslenirim. Kitaplarım, yalnızca satırlardan ibaret değildir; onlar, kalbimin sakladığı seslerin, yıllarca konuşmayı bekleyen duyguların suretleridir. Ben sustukça onlar konuşur. Ben geçtiğim yerlerden uzaklaşsam da, onlar orada kalır, kelimelerin vefalı bekçileri gibi. Kitaplarım; Defne'nin Hikayesi - Fethiye'nin Sırları ve Kayaköy'ün Fısıltıları Elif'in Hikayesi - Gölgedeki Kadın Ece'nin Hikayesi - Güneşin Gölgesindeki Sır Alice'in Hikayesi - Küçük Bir Kalbin Yolculuğu Özlem'in Hikayesi - Zeytin Gölgelerinde Bir Tohum Farklı Hayatlar, Farklı Hikayeler İlişkiler Hakkında - 1 Biri Görür, Öteki Hisseder - Şiir Kitabı Sen de Haklısın Korhan KÜLÇE