Bruno Mars - When I was your man

Hatalarla dolu bir aşk hikayesinin kaçınılmaz sonu...

Bruno Mars'tan hiç eskimeyen bir klasik... 

Hani bazı hatalar göz göre göre yapılır da karşımızdakine bağıra çağıra anlatırız ya gitmek istemediğimizi, kalmak için bir sebep bulamamamıza rağmen tutunmaya çalıştığımızı... Ama karşı taraf anlamadıktan, dinlemedikten sonra neye yarar ki bu çırpınmalar. İşte bu şarkıda da tam olarak böyle bir ilişiknin bitiminden sonra, yalvarılan tarafın hatalarının bir bir farkına varmasını anlatıyor. Ama son pişmanlıktan da geç kalınmış artık... ''Anlamak çok genç ve çok aptaldım'' diyor, bu cidden bir bahane mi bilemiyorum, şans verilmişken yapmalı, seviliyorken sevmeliydi hakkını vererek.Belki de ilişkide yüzlerce kez duyduğu hatalarını bir kez daha kendisinden dinliyor ama artık geri dönüş yolu yok, kendi elleriyle yok ettiği aşkın arkasından ağlamanın da çözüm olmadığını biliyor olsa gerek ki karşısındakinin yeni ilişkisini uzaktan izliyor ve umarım benim yaptıklarımı o yapmaz diyor. 

Same bed but it feels just a little bit bigger now (aynı yatak ama şimdi daha büyükmüş gibi geliyor)
Our song on the radio but it don't sound the same (şarkımız radyoda ama kulağa aynı gelmiyor9
When our friends talk about you, all it does is just tear me down (arkadaşlarımız seninle ilgili konuşunca bu sadece beni mahvediyor)
'Cause my heart breaks a little when I hear your name (adını duyduğumda kalbim biraz daha kırılıyor)

That I should have bought you flowers (sana çiçekler almalıydım)
And held your hand (elini tutmalıydım)
Should have gave you all my hours (bütün saatlerimi sana vermeliydim)
When I had the chance (şansım varken)
Take you to every party 'cause all you wanted to do was dance (seni bütün partilere götürmeliydim çünkü bütün istediğin dans etmekti)
Now my baby's dancing (şimdi bebeğim dans ediyor)
But she's dancing with another man (ama başka bir adamla)
My pride, my ego, my needs, and my selfish ways (gururum,egom,ihtiyaçlarım ve bencil yollarım)
Caused a good strong woman like you to walk out my life (senin gibi iyi ve güçlü bir kadının hayatımdan çıkmasına sebep oldu)
Now I never, never get to clean up the mess I made, oh (şimdi ben asla ama asla dağıttıklarımı düzeltemeyeceğim)
And that haunts me every time I close my eyes (ve bu her gözümü kapatışımda beni avlıyor) 

Mm, too young, too dumb to realize ( anlamak için çok genç ve aptaldım) 
That I should have bought you flowers (sana çiçekler almalıydım)
And held your hand (elini tutmalıydım)
Should have gave you all my hours (bütün saatlerimi sana vermeliydim) 
When I had the chance (şansım varken)
Take you to every party 'cause all you wanted to do was dance (seni tüm partilere götürmeliydim çünkü tüm istediğin dans etmekti) 
Now my baby's dancing (şimdi bebeğim dans ediyor)
But she's dancing with another man (ama baaşka bir adamla)
Although it hurts (bu canımı yaksa bile)
I'll be the first to say that I was wrong (hatalı olduğumu ilk söyleyen olacağım)
Oh, I know I'm probably much too late (biliyorum, muhtemelen artık çok geç)
To try and apologize for my mistakes ( denemek ve bütün hatalarım için özür dilemek için)
But I just want you to know ( ama sadece bilmeni istiyorum ki)
I hope he buys you flowers (umarım sana çiçekler alıyordur)
I hope he holds your hand (umarım elini tutuyordur)
Give you all his hours (bütün saatlerini sana veriyordur)
When he has the chance (şansı varken)
Take you to every party (seni bütün partilere götürüyordur)
'Cause I remember how much you loved to dance (çünkü dans etmeyi ne kadar sevdiğini hatırlıyorum)
Do all the things I should have done (yapmış olmam gereken her şeyi yapıyordur)
When I was your man (senin sevgilinken)