Eski dostluklar

Dostlarınız birer birer hayatınızdan çıktığında geriye yalnızca anılar kalır. Bazı dostluklar ölür, anılar baki kalır.

Nisan 23, 2022 - 00:31
Temmuz 2, 2022 - 22:28
 0
Eski dostluklar

"Eee daha daha nasılsınız?"
"İyiyiz işte yuvarlanıp gidiyoruz." Beklediğim cevap bu değildi. Aslında beklediğim bir cevap da yoktu. Sadece artık konuşacak bir konumuz olsun istiyordum. "Anladım." diyip masa örtüsünü incelemeye devam ettim.
"Senin çoluk çocuk ne yapıyor? Büyümüşlerdir." Bu soruyu üçüncü kez sormuştu. Son bir saatte bir değişiklik olmadığını düşünerek, "Büyüdüler." diye geçiştirdim. Karşılığında yapmacık bir gülümse ortaya koydu ve başını telefonuna çevirdi.
"Şekerim saçların ne kadar güzel. Ne yaptın böyle, sırrı ne?" Yapmacık gülümsemesi anında gerçek, hoşnut bir sırıtmaya döndü ve sorunun sahibine iştahlı iştahlı çok pahalıya aldığı, bilmem ne marka kremini anlatmaya başladı.
Şuradan almış, böyle bir özelliği varmış, söylemesi ayıpmış ama şu kadar paraya almış... O hiç değişmemişti ama biz değişmiştik.
Biz eski lise arkadaşlarıydık. En yakın dört arkadaş... Okul bitti ve biz çil yavruları gibi dağılmıştık. Sonra bulduk işte bir şekilde birbirimizi. Bulduk bulmasına ama... Eski dostluğumuzdan eser yoktu artık. Eskiden sabahtan akşama kadar konuşur, hiç susmazdık. Hep konuşacak bir konumuz olurdu. Şimdi ise... İki kelimeyi bir araya getiremez olmuşuz. Kendi hayatlarımıza adapte olup, birbirimizi tanımaz olmuşuz. Oysaki biz çok iyi dostlardık. Bilmezdik birbirimize paramızla hava atmayı. Birimizin durumu kötüyse hepimiz fakir taklidi yapar, incitmezdik birbirimizi.
"Eylül," adımın seslenildiğini duyduğumda uzun bir uykudan uyanmış gibi sersemledim. "Daldın gittin."
Başımı kaldırıp bir zamanlar en yakın dostum olan kişiye baktım. "Öyle mi, farkında değildim."
Hadi sor, neyim olduğunu, ne yaşadığımı, neye üzüldüğümü sor. Cevap vermezsem, üstele, söylemezsem küseceğini söyle. Beni düşündüğünü, beni merak ettiğini belli et. Lütfen benim, senin aldığın takıya, edindiğin mevkiye merakım yok. Beni sen ilgilendirirsin. Çünkü ben seni, sen olduğun için sevmiştim. Beni, senin sahip oldukların değil, sahip olurken ne yaşadıkların ilgilendirir. Çünkü gerçek dostlar bununla ilgilenir.
Ya da bilmiyorum. Belki de gerçek bir dost hiç edinmemişimdir.
"Anladım tatlım."
"O hep böyleydi zaten. Hiç konuşmazdı." diyip kıkırdadı biri oradan.
Komik olan neydi?
Yaz ayında, buz gibi olan masada bir telefon sesi duyuldu. "Ah, eşim arıyor." "Canım, geldin mi?" Kısaca etrafına bakındı. Kafenin önüne bir araba yanaştığında el salladı. Yüzünde kocaman bir gülümseme belirdi. "Geliyorum." diyip telefonu kapattı. Yarım yamalak birer bakış atıp her birimize, ceketini ve çantasını alıp hışımla kalktı. "Hepinize kocaman öpücükler atıyorum. Bir daha mutlaka buluşmalıyız. Bana da beklerim tabii." İçten olmasa bile, bir sarılma bekliyordu insan tabii.
Ardından bakarken, "Ay görgüsüz, bir de gözümüze sok istersen. Yok şunu aldım, yok bunu yaptım. Vır vır konuştu. Ben eskiden de sevmezdim onu zaten."
Bazı bağlar kopar ama siz koptuğunu çok geç anlarsınız ya, bizimki de öyle bir şeydi demek ki. Koptuğunu yeniden birleştiğimizde anlamıştım. Biz bitmiştik. Aramızda ne var ne yoksa kaybetmiştik. Geriye baktığımda güzel anılarım vardı. Şimdi ise önümde kocaman bir boşluk duruyordu. Ve belliydi, bu boşluk dolamayacak kadar büyük ve küstahtı.
Onun gidişini aratmayacak kadar bir hışımla ben de kalktım masadan.
Meraklı bakışların odağına girdiğimde gözlerimdeki hayal kırıklığını saklamaya çalışıyordum. "Ben de gideyim o zaman."
"Sen nereye, ne güzel oturuyorduk."
Güzel?
"Kaybettiğim bir şeyleri arayacağım. İzninizle.

Tepkiniz nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow