DİANE'NİN LANETİ FİNAL / DENİZ SARGUT - DENİZDEN SESLER

DİANE'NİN LANETİ FİNAL / DENİZ SARGUT - DENİZDEN SESLER

DİANE’NİN LANETİ FİNAL

Kan kırmızısı duvarların arasında ihtişamla parlayan altın şamdanların sardığı bir odaydı burası. Uzandığım yatağın dört köşesinde asılı olan tül perdeler, pencereden içeriye giren rüzgara eşlik ediyordu. Her şey hem çok berrak hem de bulanıktı. Onca şatafatın arasında geçmiş, bir toz bulutuyla örtülmüş gibiydi. Nerede olduğumu çok iyi biliyordum ama buraya nasıl geldiğimi bir türlü anımsayamıyordum. Sessizce yerimden kalkarak kapıya doğru yöneldim. Dışarıdan hararetle tartışan insanların sesleri geliyordu. Ne dediklerini anlamaya çalışırken bana doğru gelen ayak seslerini işittim. Telaşla yatağa geri dönüp uyuyor taklidi yapmak isterken kitaplarla dolu bir rafa çarparak hepsinin ortalığa dökülmesine neden oldum. Sakarlığım sonucu ortaya çıkan bu sesi duyan kişiler hızla odaya girdiler. İşte şimdi tam karşımdaydılar…

Kinsey ve Ulrich’in karşıma dikilmesi benim için bile hiç sürpriz değildi. Benden nefret ettiklerini anlamak pek de zor değildi.

“Sonunda kendine gelmişsin” dedi Kinsey üstten bir bakış atarak.

“Benden ne istiyorsunuz?” diye bağırdım anlamsızca.

“Senden çok fazla şey isteyeceğiz ama ilk olarak gerçeği itiraf ederek başlayabilirsin” dedi Ulrich gülerek.

“Ne gerçeğinden bahsediyorsunuz?” dedim gergin bir sesle.

“Bu kadar oyun yeter” dedi Kinsey yüksek sesle ve devam etti “Kim olduğunu bilecek kadar şahidimiz var dedi. Cümlesini bitirirken eliyle çenemi geriye doğru itmişti. İçimden yükselen öfkenin dinmesini diledim.

“Bu saçmalığa daha fazla katlanmayacağım, kesin artık!” diyerek kapıya yöneldim. Ulrich, beni kolumdan tuttuğu gibi duvara fırlattı. Hissettiğim acıyla gözlerimin dolması bir olmuştu.

“Neden burada olduğunu merak ediyorsan söyleyeyim. O çok sevdiğin dostun Keitha seni sattığı için buradasın” dedi tükürürcesine. Beynimden vurulmuşa dönmüştüm. Ne? Ama nasıl? Keitha bile benim hakkımdaki gerçeği bilmiyordu ki. Bana bunu nasıl yapmıştı?

“Üstelik yalnızca o da değil” dedi Kinsey, yılan gibi tıslayarak. Bu konuşmadan oldukça keyif aldığı ortadaydı. “Yıllardır aradığımız o kahin bize kendi ayaklarıyla geldi biliyor musun? Hem de o çok sevdiğin Darian sayesinde” dedi acımasızca.

“Darian mı?” diye fısıldayabildim yalnızca. Ruhum bedenimden çekilmiş gibi hissediyordum.

“Ne yoksa o küçük kalbin kırıldı mı?” diyerek kahkaha attı.

 

                                                                   * * *

Ateş ve su. İmkansızlıkların mümkün olabileceğinin bir göstergesi gibiydi. Kayalıkların üzerinde dudaklarımız birleştiğinde sanki tüm dünya önümüze serilmişti. Gözlerimi açtığımda Darian ile göz göze geldik. Artık her şey çok netti. En büyük düşmanım tam da şu an gözlerimin içine bakıyordu.

 

                                    

                                                                                                                                                            DENİZ SARGUT