Felsefe, Hayatın Yolu - Bölüm 6, Xenophanes

Xenophanes’le felsefe yolumuz çatallandı.

Mart 10, 2022 - 13:09
 0
Felsefe, Hayatın Yolu - Bölüm 6, Xenophanes

Xenophanes’in (Ksenopfanes) ne zaman doğduğu tam olarak bilinmese de Pythagoras ve Herakleitos’un ona yaptığı göndermeler ve Elea Okulu’nun kurucusu olan Parmenides’in öğretmeni olması sebebiyle M.Ö. 570-480 (M.Ö. 569-477) yılları arasında yaşadığı düşünülmektedir. Bugünkü İzmir ile Efes arasında bulunan Kolophon’da doğmuştur. Genç yaşlarında muhtemelen Perslerin saldırıları sebebiyle yurdunu terk etmiş, Güney İtalya’ya gitmiştir. Orada ise gezici ozan olarak yaşamını sürdürmüştür. Onun düşünce ve söylemleri daha teoloji (Tanrıbilim) alanındadır.  Çağının Tanrı anlayışına iki büyük eleştiri getirmiştir;

İlki Homeros ve Hesiodos’un anlattığı antropomorfik tanrı anlayışına karşıdır. İkincisi ise çok tanrıcılığa karşıdır.

Antropormofizm (İnsan biçimcilik), insani niteliklerin başka bir varlığa atfedilmesidir. 

"İnsanlar tanrıların kendileri gibi doğmuş olduklarını ve kendininkilere benzeyen elbiseleri, sesleri ve biçimleri olduğunu sanmaktadırlar."

"Eğer öküzlerin, atların ve aslanların elleri olsaydı ve onlar elleriyle insanlar gibi resim yapmasını ve sanat eserleri meydana getirmesini bilselerdi, atlar tanrıların biçimlerini atlarınkine, öküzler öküzlerinkine benzer çizerlerdi ve onların her birine de kendi türlerine uygun bedenler verirlerdi."

"Habeşler tanrıların kara ve basık burunlu, Trakyalılar ise mavi gözlü ve kızıl saçlı olduklarını söylerler."

"Homeros ve Hesiodos, çalma, zina, dolandırıcılık gibi ölümlüler arasında utanç verici ve aşağılayıcı bütün işleri tanrılara yüklemişlerdir."

Onun Tanrı konusundaki bu özgün düşüncesini biraz irdeleyelim.

Xenophanes göre Tanrı bir ve bütündür. O hareket etmez, düşünce gücüyle her şeyi yapabilir, her şeyi bilendir. O tek yetkin varlıktır. 

“Tek bir Tanrı, tanrılar ve insanlar arasında en ulu, ne kılıkça insanlara benzeyen ne de düşünmece, hep göz, hep düşünce, hep kulaktır o."

“Hep aynı yerde kalır hiç kımıldamadan, Yakışmaz ona bir oraya bir buraya gitmek, yorulmadan sarsar ruhun düşünüşüyle bütün dünyayı.”

Onun Tanrı anlayışı tek tanrılı dinlerdeki gibi monist (Tek Tanrıcı) yaklaşım izlese de onlardan farklılığı vardır. Tek Tanrılı dinlerde Tanrı cisimsizdir ama onun Tanrı anlayışı ise cisimlidir.

Tanrının özü küre biçimlidir,” demiştir.  Yani Tanrı dünyadır. 

Sonuç olarak onun Tanrı’sı küre biçimli olması yönüyle yarı somut, zihin gücü, bilgisi gibi tanımlamaları ile yarı soyut olarak ifade bulur.

Biraz da onun bilgi anlayışına bakalım.

Her şeyin bilgisine sahip olan tek varlığın Tanrı olduğuna inanır.  İnsan bilgisi ise Tanrı’nın bilgisi yanında sınırlı bilgidir ve insan tam bilgiye asla ulaşamaz, sadece yaklaşır. Bilgiye ulaşmaya çalışan insan duyularına güvenmemeli, akıl yoluyla hareket etmelidir. İşte felsefenin en büyük dilemmalarından birisi daha; doğru bilgiye duyularla mı ulaşırız yoksa akıl yoluyla mı?

Onun görüşüne göre, akıl yoluyla araştırıp keşfeden insan bilgiye ulaşabilme yolunda önemli adımlar atar.

“Doğru Tanrılar en baştan göstermediler her şeyi insanlara

Ancak onlar araştırarak keşfedecekler zamanla.”

Bilgi konusundaki bu düşünceleri ileride Platon’un doksalarının yolunu açacaktır. Şimdilik bu konulara girmiyorum, sadece ufak bir çengel atayım istedim.

Xenophanes’in evrenbilim konusundaki düşünceleri biraz çağının gerisinde kalmıştır. Örneğin her gün yeni bir güneşin doğduğunu düşünür. Bu yeni doğan güneş havada bir doğru çizer ve akşam olduğunda batıda bir çukura düşer.  Ertesi gün yeni güneş tekrar doğudan doğar.  Yıldızları geceleri tutuştuklarında yükselen, gündüzleri söndüklerinde düşen kömür parçalarına, közlere benzetir. Dünyanın alt yarısı toprak, üst yarısı havadan oluşur ve düzdür der.  Ne kadar enteresan değil mi? Tanrı’yı küre şeklinde tanımlayıp, dünyayı düz olarak düşünüyor.

Ayrıca Pythagorasçıların ruh göçü kavramına da inanmıyor. Bertrand Russell’ın aktardığına göre bir gün bir Pythagorasçının bir köpeğe kötü davrandığını görmüş ve şöyle seslenmiş “Dur. Vurma, bir arkadaşının tini var onda, sesini duyunca tanıdım.”

Xenophanes, çağdaşı olan Doğa Filozoflarına göre evren konusunda son derece kısır açıklamalar yapmış olsa da Tanrı konusundaki özgün düşüncesiyle Platon ve Aristoteles gibi çok büyük filozofların çığır açan düşüncelerinin doğmasına yol açmıştır.

Xenophanes’le felsefe yolumuz çatallandı. Evren tasarımında geriye bir dönüş, metafizik alanında ise yeni büyük bir yol açıldı. 

Tepkiniz nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

TUĞBA İNCEOĞLU 5 Ocak 1975 doğumlu. İlk, orta ve lise eğitimini memleketi İzmir’de tamamladı. 1998 yılında İstanbul Üniversitesi Çalışma Ekonomisi Bölümü’nü bitirdi. 2007 yılında Yeditepe Üniversitesi’nde İşletme Yüksek Lisansını tamamladı. Yirmi yıla yakın süren iş hayatı boyunca yerli ve yabancı firmaların “İnsan Kaynakları” bölümlerinde çalıştı. 2017 yılından itibaren profesyonel iş hayatından ayrılıp çocukluk hayali olan yazma üzerine yoğunlaştı. Erbulak Evi Yazarlık Okuluna devam etti. Anadolu Üniversitesi Felsefe Bölümü’nden 2021 yılında mezun oldu. İlk şahsi romanı “Gece ve Gölgeler” 2021 yılında DKY’den yayımlandı. Öykülerinin bulunduğu kolektif kitaplar; “Menekşe” İhanet (2019) (DKY), “Sarı Ayıcık” Affet Beni (2020) (DKY), "Arya” İlk Senfoni (2021) (Edebiyatblog) ve “Erkız” Tanrıların ve Tanrıçaların İzinde Mitolojik Öyküler (2022) (Artshop Yayıncılık). 2022 yılında Edebiyatblog bünyesinde roman analizi ve yazma teknikleri üzerine “Atölye Okuyarak Yazıyoruz”un eğimini verdi. Halen Kirpi Edebiyat ve Düşün Dergisi’nde öyküleri yayımlanmakta olup ayrıca Edebiyatblog’da yazmaktadır.