Felsefe, Hayatın Yolu - Bölüm 5, Herakleitos

“Kendimi araştırdım,” demiş Herakleitos...

Felsefe, Hayatın Yolu - Bölüm 5, Herakleitos
Felsefe, Hayatın Yolu - Bölüm 5, Herakleitos

Lisede okurken çok sevdiğim bir felsefe öğretmenim vardı, yüzü gözümün önünde ancak ismini maalesef hatırlamıyorum.  Güz döneminin başlarında bir gün derse

Aynı ırmağa iki kez girilmez,”

sözüyle başlamıştı,

“Çünkü aynı ırmağa aynı kişi girdiğinde, artık akan su da ve giren kişi de aynı değildir,” diye açıklamıştı. Hayattaki değişim bundan daha güzel nasıl anlatılabilir ki?

Yolumuz bu defa felsefe dünyasında ırmak metaforuyla hayattaki değişimi ilk defa ortaya koyan filozof Herakletios’la kesişiyor.

Herakleitos, İyonya felsefesinin son filozofudur.  M.Ö. 540-480 (bazı kaynaklara göre M.Ö. 535- 475) yılları arasında yaşamıştır. Soylu ve köklü bir aileden gelmiştir. Tüm yaşamını Efes’te geçirmiştir.

Herakleitos’u aksi karaktere sahip bir filozof olarak tanımlasam sanıyorum hataya düşmem. O pek çok kişiyi küçümsermiş; onların arasında Homeros’u, Hesiodos’u, Pythagoras’ı, Xenophanes’i sayabiliriz. Sadece “İnsanların çoğu kötüdür,” diyen Teutamos’u severmiş.  Çokları kötü, azları iyi olarak tanımlarmış. Yalnızlığı çok severmiş. Savaşın iyi bir şey olduğunu düşünürmüş ve dermiş ki “Savaş, her şeyin babası ve kralıdır. Kimini tanrı, kimini insan olarak ortaya çıkarır, kimini tutsak, kimini özgür kılar.” Bazı filozoflar tarafından “Karanlık Herakleitos” olarak anılırmış. Yaşadığı dönemin siyasal durumundan hoşlanmaz ve geçerli olan inançlarının bir kısmını kendine göre yorumlayıp bir kısmını da tamamen reddedermiş.

Okunması ve anlaşılması çok zor olan “Doğa Üzerine” isimli kitap yazmış. Bu kitap evren, siyaset ve teoloji olmak üzere üç kısımdan oluşuyormuş. Herakleitos çokların anlamaması için bilerek zor bir kitap yazmış esasında. Çoklar ona göre aklını kullanmayan, kendilerine verilenle yetinen, düşünmeyen, sorgulamayan insan kalabalığıdır yani ona göre kötüdürler.

Nedir ki onların anlayışı düşüncesi? Halk ozanlarına inanıyorlar. Çoğunluğun kötü, azınlığın iyi olduğunu bilmeden yığını öğretmen olarak kabul ediyorlar.”

Nietzche’yi anımsatıyor çoklarla ilgili düşüncesi. Aralarında yüzyıllarca fark olduğunu düşünürsek Nietzche’nin “pek çoklar”, “sürü insanı” terimlerini ondan esinlendiğini çıkarabiliriz. Çokların okumaması için “Doğa Üzerine” kitabını Artemis Tapınağı’na bırakmış. Çünkü bu tapınağa sadece aristokratlar girebiliyormuş. Zamanla bu kitap o kadar ünlenmiş ki Herakleitosçular türemiş. Ancak onlar onun öğretisini bozarak aktarmışlar. Bu ufak tanışmamızdan sonra onun düşüncelerine geçelim.

Herakleitos da diğer Miletli filozoflar gibi arkenin ne olduğunu sorgulamış. Ona göre arke sabit madde değildir, sürekli değişken ve sürekli değişimin ilk ilkesidir, arkeateş”tir. Ateş, evrendeki değişimin ilkesidir. Sular ateş sayesinde buharlaşır, buhar yükselir bulut olur, bulut soğur yağmura dönüşür… Toprak ateş sayesinde kuru kalır. Katı, sıvı ve gaz kütlelerinin birinin azaldığı yerde diğeri çoğalır, esasında bütün hep aynı kalır. Dünya hiç sönmeyen bir ateştir.

Çemberin çevresinde başlangıç ve son ortaktır.”

Bütünün kendisi olan bu kozmosu ne bir tanrı ne bir insan meydana getirmiştir. O, daima belli ölçülere göre yanan belli ölçülere göre sönen ezeli ve ebedi ateştir.”

Onun fragmanlarını ardı ardına okumak anlaşılması zor ve yorucu olabiliyor. Belki de yapmak istediği şey gerçekten buydu. Ben mümkün olduğunca bu fragmanları paylaşmaya çalışacağım.

 “Evren, boyuna akan bir süreçtir,” der. Bir başka deyişiyle “Aynı ırmaklara girenlerin üzerinden hep başka sular akar.”

Panta-rhei” yani her şey akar.

Ona göre değişim içerisinde aynı kalan hiçbir şey yoktur sadece değişmeyen iki şey vardır. İlki arkenin miktarı, yani aynı an içerisinde bir yerde sular azalıyorsa, bir yerde çoğalır. İkincisi değişimin ilkesidir. Bu değişim ise belli düzene, ölçüye göre oluşur. Herakleitos her şeyin ölçülü bir şekilde değişmesinin yasasına “Logosadını verir. Logosun Yunanca kelime anlamı akıl, düşünme, ölçü, orandır. Kozmosun ardında logos yatar. Logos bir yorumla kozmosun yasasıyken bir yorumla da insan aklıdır. Herakleitos’a göre logos evrenin düzeniyle insan düşüncesinin ortak yanıdır. Herakleitos buradan diyalektik mantığın ilk basamağını oluşturmuş. Nasıl mı?

Diyalektik mantığın temel olarak üç basamağı vardır; tez, antitez, sentez. Çok basitçe ifade edersem; önce bir fikir öne sürülür, sonra onun karşıtı ortaya konulur, ikisinin değerlendirilmesinden de sentez ortaya çıkar. Bu ufak açıklamadan sonra Herakleitos’un bakış açısına geri dönelim.    

Logos dünyadaki çokluğun ardındaki birliktir. Yani “bir” bütünün içinde farklılaşır, “bir”in bütünleşmesiyle çokluk oluşur. Bu bütünleşme eş zamanlı ve sonsuzdur.

 “Bir, bütün şeylerden yapılmıştır, bütün şeyler bir’den çıkar.”

 Logos ile evrendeki karşıtlar sürekli birbirlerine dönüşürler. Esasında her karşıt çift sürekli birbirleriyle savaşan birliktir. Yine onun deyişiyle;

İnen yol ile çıkan yol aynıdır.”

İyi ve kötü bir ve aynı şeydir.”

Bu karşıtlar arasındaki savaşı düzenleyen de yine logostur. Savaş karşıtların toplamıdır.

Herakleitos, insanın ruh ve bedenden oluşan ikili yapıya sahip olduğuna inanan filozoflardandır. Kozmostaki logosun insandaki karşılığı akıldır ona göre. İnsan her nefeste kozmik ateşi içine çeker ve akıl sahibi olur. Ancak tüm insanlar aklını yeteri kadar kullanmaz. Duyularına güvenenler yanılabilirler, duyular gerçek bilgi vermez. Akıl gerçek bilgiyi verir. Kitle olarak çokluk ise duyularına güvenen, aklını kullanmayan kişilerden oluşur diye düşünür.

Ayrıca ona göre insanlar ateş, su ve topraktan oluşmuştur. Bu üç madde arasında da sürekli dönüşüm vardır.

Ruhlar için ölüm su olmaktır. Suyun ölümü toprak olmaktır. Su topraktan meydana gelir, ruh da sudan.”

Ruhsal durumların en üst seviyesi sıcak ve kuru hava olmaktır. Su ve nem olmak ise en alt noktadır ki o da yeraltı tanrısı Hades’in çamurlu ve küflü yollarında son bulur.

Herakleitos dağa çıktığı bir yolculuk sonunda, tabii ki insanlardan kaçmak için, vücudu ödem yaparak siteye geri döner. Bedenindeki ödemi atmak için kendisini gübreliğe gömer. Amacı kendisini ısıyla kurutmaktır. Ama sonuçta bu olay hayatına mal olur. Yani Hades’in çamurlu ve küflü yollarına kavuşur.

Herakleitos görelilik kuramına da değinmiştir.

"İnsan tanrı tarafından küçük çocuk olarak çağrılır, nasıl ki çocuk da yetişkin insan tarafından öyle çağrılırsa."

"En bilge insan, tanrıyla karşılaştırılırsa bilgelik, güzellik ve bütün öteki şeyler bakımından bir maymundur."

"En güzel maymun, insanla karşılaştırılırsa çirkindir.

Onun anlatmak istediği kullanmış olduğumuz kavramlarımızın esasında göreli olduğudur.

Adaletin adı bilinmezdi, bu şeyler olmasaydı.”

Yani adaletsizlik olmazsa adalet bilinmez; kötülük olmazsa iyilik bilinmez…

Kendimi araştırdım,” demiş Herakleitos. Onun bakış açısından, insanın logostaki birlik olduğunu düşünürsek bunun ne kadar büyük bir söz olduğunu görürüz. Bu sözün bir ucu da onun ahlak felsefesine gider. Tüm insanların logosa uygun davranması gerektiğini düşünür.  

 “Mutluluk bedensel hazlardan kaynaklanmış olsaydı, öküzler yemek için burçak bulduklarında onlara mutlu varlıklar derdik.”

Tutkulara karşı mücadele etmek zordur. Arzu edilen şeyin bedelini ruh öder.”

Ruhları nemlendiren haz ve ölümdür. Biz onların ölümünü yaşarız, onlar bizim ölümümüzü.

Altın arayanlar çok fazla toprak kazarlar ve çok az bulurlar.”

Bilgelik tektir, her şeyi her şeyle yöneten düşünceyi bilmektir.”

Yukarıdaki fragmanlarından da anlaşılacağı gibi onun hayattaki en üstün amacı bilgeliktir. Bedensel hazlar önemli değildir. İnsan ölçülü olup tutkularına karşı koyup doğruyu bulup ona uygun bir şekilde yaşadığında mutlu olabilir. Böyle yaşanmazsa bedelini bedenin ödediğini söyler.