Gül ve Ateş(Evlilik-1)

Gül ve Ateş(Evlilik-1)

Şehrazat,Vezir Kays'ın namı komşu ülkeleri bile ulaşmış gül bahçesinde yürürken aklında tek bir düşünce vardı o da öldükten sonra bile karısına sadık olan bu adamı kendisiyle evlenmeye nasıl ikna edeceğiydi. Vezir Kays ve karısı Helma daha 17 yaşlarında birbirini görür görmez aşık olup 19 yaşlarında ilk ve tek çocukları Navid'i kucaklarına almışlardı.Daha sonraları -her ne kadar şifacılar bulmaya çalışsa da-bilinmeyen bir sebebten çocuk sahibi olamamasına rağmen Vezir Kays ne kalbine ne de haremine başka bir kadın sokmamış eşine sadık kalmıştı.

Onların aşkı Şehrazat dahil bütün genç kızların yaşamak isteediği türden bir aşktı.Belki bu kadar güzel bir aşkın lanetiydi belki de herkesin bu aşkı kıskanmasının nazarıydı bilinmez Helma Hatun 35 yaşında bu dünyadan göç edip girmişti. O günden sonra Kays gerek babası gerekse de çevresi tarafından sürekli evlilik baskısı alsa da o bu baskılara boyun eğmeyip karısına sadık kalmaya devam etmişti. Şehrazat,Vezir Kays'ın sarayına gelmeden önce beyazlar içinde Helma Hatun'un mezarını ziyaret edip vicdan azabını geçirinceye kadar özürler dilemiş ve toprağına birbirinden güzel güller diktirmesine rağmen hala daha Vezir Kays'ın gül bahçesinde gezerken Halime Hatun'un ruhunu hissediyordu.

Homasının kılıcına sarıldığını fark eden Şehrazat kendilerine birilerinin yaklaştığını fark ettiğinde vicdan azabıyla boğuşan o masum kız gitmiş yerine her zaman ki gibi güçlü ve umursamaz gözüken Prenses Şehrazat geçmişti. "Prensesim"dedi üzerinde ipek kumaştan yapılmış bir kaftan giyen adam"Vezir Kays Hazretleri sizi içeriye davet ediyor" Şehrazat planının ilk aşamasını tamamlamanın sevinciyle dolup taşsa da bir prensese yakışır vakur bir ifadeyle"Vezir Kays'a söyleyin davetini kabul ediyorum"dedi. Kaftan giyen adam önde Şehrazat ve Homası arkasında saraya girdiler.Vezir Kays'ın sarayı diğer asilzadelerin yaşadığı saraylara göre daha sadeydi. Vezir Kays ve adamları, Prenses Şehrazat'ı sarayın girişinde karşılayıp yarım reverans yapıp sarayın içine buyur ettiler.

Şehrazat her ne kadar içindeki küçük kızın korkudan tir tir titremesine rağmen bir Prensese yakışır bir şekilde dik ve korkusuz bir halde kendisi için hazırlanan divana oturdu.Prenseslerinin oturmasıyla önce rütbe sırasına göre Vezir Kays ondan sonra da rütbelerine göre diğer görevliler oturdu. Söze ilk önce Vezir Kays başladı ve o insanı korkutan kalın sesiyle"Sizleri sarayımızda ağırlamak benim için bir onurdur Prensesim"dedi ve Şehrazat'ın niyetini anlamak için gözlerine Şehrazat'ın gözlerine dikti. Bu bakışmadan gözlerini kaçıran ilk kişi Şehrazat olmuştu.Şehrazat bakışlarını kaçırmasına rağmen korktuğunu belli etmemek için güçlü olduğunu belli ettiği zannettiği sesiyle"Benim için de gülleriyle dillere destan olmuş bu sarayı görmek bir onurdur"dedi. Konuyu uzatmaktan hiç hoşlanmayan Vezir Kays,Şehrazat'ın saraya gelme amacını öğrenmek amacıyla "Evet,güllerimizin o kadar hayranı olmuşsunuz ki günlerdir bahçemden ayrılmıyorsunuz"dedi.

"Sadece güllerin değil sarayınızında hayranıyım"dedi Şehrazat,Vezir Kays'ın aksine konuya nereden gireceğini bilememenin verdiği tedirginlikle konuyu başka taraflara çekiyordu. "Teşekkür ederim Prensesim eşimin mezarına da en sevdiği güllerden dikmişsiniz"dedi Vezir Kays bu sefer konuya direk girerek. Şehrazat,mezarlığa gittiği an Vezir Kays'ın kulağına gideceğini bildiğinden hiç şaşırmamış aksine konuya daha rahat girebilmenin verdiği saygınlıkla"Eşinizden özür dilemek amacıyla mezarını ziyaret ettim"dediğinde Vezir Kays ve adamlarının yüzünde oldukça şaşkın bir ifade belirmişti. "Neden?"dedi Vezir Kays şaşkınlığını meraklı bir sese bırakırken"Eşimden özür dilediniz" "Ben"dedi Şehrazat her ne kadar bakışlarını kaçırmamaya çalışsada pelerini sıkıca tutarak ondan destek aldı ve ciddi bir ses tonuyla"Sizinle evlenmek istediğim için eşinizden özür diledim" Şehrazat'ın itirafı karşısında daha da şaşıran Vezir Kays ve adamları kendisinden 38 yaş büyük ve Sultan'ın bile korkudan ağzını açamadığı adama evlilik teklif eden bu genç kızı daha da ilgili bir şekilde incelemeye başladılar.

"Demek benimle evlenmek istiyorsunuz"dedikten sonra Vezir Kays yükses sesle kahkaha attığında bu kahkaya alışık olmayan adamları bu sefer bakışlarını Vezir Kays'a dikmişlerdi. "Evet"dedi Şehrazat,Vezir Kays'ın kahkahasından sonra çekingen bir sesle"Sizinle evlenmek istiyorum" "Neden?"diye sordu Vezir Kays bir anda ciddileşerek"Etrafınızda sizinle evlenmek isteyen bunca erkek varken ben?" "Çünkü hiçbiri sizin bana sağlayacağınız kadar güç ve otorite sağlayamaz"dedi Şehrazat yüreğinden geçen cevapları söylerken. "Yani benimle güç ve otorite sağlamak için evlenmek istiyorsunuz öyle mi?"dedi Vezir Kays küçümseyici bir ses tonuyla. Şehrazat ,Vezir Kays'ın küçümseyici tavrına rağmen konuşmaya devam etti.Biliyorduki bugün Vezir Kays'ı ikna etmek için ilk ve son günüydü. "Evet,sizinle gücünüz için evlenmek istiyorum çünkü başka türlü halkıma yardımcı olamam.Babam ve saray eşrafı tarafından güçsüz olduğum için ciddiye alınmıyorum ama sizinle evlenirsem elde ettiğim güçle en azından ciddiye alınırım" Şehrazat'ın cevabı üzerine daha da meraklanan Vezir Kays"Neden halkı bu kadar önemsiyorsunuz?Sizden önceki prensesler gibi süslü kıyafetler giyip etrafta dolaşmıyorsunuz?diye sordu. "Daha geçen hafta bana bağlılık yemini bulunan muhafız alayı sırf beni ve ülkemizi korumak için savaşa giderken benim boş oturmam ne kadar doğru" Şehrazat'ın cevaplarından etkilenen Vezir Kays belki de kendisi için en önemli olabilecek soruyu sordu. "Neden diğer yaşıtlarınız gibi sevdiğiniz bir erkekle evlenmek varken halkınız için kendinizi feda ediyorsunuz?" "Ben"dedi Şehrazat kendi yaşıtında bir kız çocuğu gibi aşka duyduğu özlemi sesine de yansıtarak"Küçüklüğümden beri sizin ve eşinizin aşk hikayesini dinleyerek büyüdüm ve hayallerimde sevdiğim erkeği hayal ettim ama ne yazık ki ne o aşkı ne de o sevgiyi yaşadım şimdi ise babam tarafından sevmediğim bir erkekle evlendiriliyorum en azından sizinle evlenirsem az da olsa halkıma yardımcı olabilirim" Vezir Kays sorularına devam ederken içeriye genç bir adam girdiğinde kapının dışında bekleyen şifacıyı gördü.

Genç adam,Vezir Kays'ın kulağına eğildi ve bir şeyler fısıldadı ve bunun üzerine Vezir Kays başını sallayıp ayağa kalktı. "Şimdilik bu kadar yeter sizinle sohbet etmek bir zevkti prensesim" Vezir Kays'ı ikna etmek için tek şansını kaybetmemek için heyecanla araya kalktı ve"Benim için sorun değil ben beklerim" "Prensesim"dedi Vezir Kays,Şehrazat'ı başından savabilmek için"Bana düşünmek için biraz zaman verin sizinle en yakın zamanda tekrar görüşeceğiz" "Peki"diyebildi Şehrazat,Vezir Kays'ın gözünde şımarık bir genç kız gibi görünmemek için. Vezir Kays'ın orta yaşlı adamı hariç herkes yarım reverans yapıp yukarıya doğru çıktılar. Vezir Kays'ın çıkmasından sonra orta yaşlı adam Şehrazat'a dönüp"Buyrun size arabaya kadar eşlik edeyim"dedi. Şehrazat gittiğinden emin olabilmek için bu yolu izlediklerini bildiğinden ses çıkarmadan ayağa kalktı ve arabaya kadar orta yaşlı adamın kendisine eşlik etmesine izin verdi. Arabada sadece Homası olduğundan Şehrazat merak dolu bir sesle"Homa acaba Vezir Kays'ın rahatsızlığı ne olabilir?"diye sordu. "Prensesim sizi sarayından göndermeye cesaret ediyorsa mutlaka önemli bir hastalığa yakalanmış olmalı" Şehrazat geleceğinin sağlığı hakkında bilgi sahibi bile olmadığı adama bağlı olmasının verdiği sıkıntıyla"Eğer Vezir Kays hedefimize ulaşmadan ölürse Homa işte o zaman bizim için her şey bitmiş olur" Sarayına vardığına etrafta bir karmaşanın hüküm sürdüğünü görünce aklına ilk savaş geldi ve bir Prensese yakışmayacak bir davranış olan koşmaya benzer yürüyüşle sarayın içine girdi ve önüne çıkan ilk cariyeye endişeli bir ses tonuyla"Neler oluyor?"diye sordu. "Abiniz Prens Arash bugün babanızın buyruğuyla saraydan ayrılıp görevli olduğa şehire gönderiliyor"dedi cariye mutsuz bir ses tonuyla. Sarayda Prenslerin cariyeleri ayrı haremlerde kalırlardı ve bir Prens başka bir Prensin hizmetli cariyesi dahil hiçbir cariyesine göz dikemezdi eğer göz dikerse sonucu kınanma ve gözden düşme olurdu.Abisi saraydan adamları dahil sadece 5 cariye götürebilir geri kalan cariyeler şanslılarsa burada Prenslerinin dönmesini beklerdi. "Abim daha yeni geldi neden bu kadar erken gidiyor?"diye sordu

Şehrazat meraklı bir ses tonuyla. "Babanız savaş sebebiyle sınırların korunması için abinizi Melik olduğu Bacergah'a geri göndereceğini söyledi." Babasının niyeti oldukça açıktı.Veliaht olarak belirlediği oğlunu korumak için abisini feda edecekti.Şehrazat hizmetçinin yanından bir Prensese yakışmayacak şekilde koşarak abisinin odasına geldi ve dışarıda duran ağalara abisine geldiğini haber vermesini istedi. İçeriye girdiğinde hazırlanan abisini gördüğünde endişeli bir halde"Abi"diye seslendi.Annesi öldüğünden beri ilk defa kendisi için birilerinin endişelenmesi Prens Arash'ı gülümsetmişti.Birileri tarafından önemsenmek çok güzelmiş diye düşündü Arash "Gel kardeşim" Şehrazat, abisinin bu durumu bu kadar çabuk kabul etmesine karşı sitem ederek"Abi ne yapıyprsun Allah Aşkına?Bırak hazırlanmayı ben gidip babamla konuşacağım"dediğinde Arash küçüklükten beri kızkardeşini sakinleştirmek için yaptığı gibi eliyle kızkardeşinin başını okşayıp"Babamla bu konu hakkında asla konuşmayacaksın Şehrazat babamın seni de hedef almasını istemiyorum"dedi. Şehrazat sızlanarak "Ama bu haksızlık babamın seni feda etmesine izin vermemi nasıl beklersin?"dediğinde abisi yaşına yakışır bir tecrübeyle"Eğer tahtı hedefliyorsam bazı riskleri de göze almak zorundayız anladın mı beni?" Şehrazat anlamak istememesine rağmen anladım anlamında huzursuzca başını salladı ve bunun üzerine abisi tekrardan kızkardeşinin başını okşayıp"Aferin benim akıllı kardeşime"dedi ve hazırlıklarına devam etmeye başladı. Leyla her ne kadar abisine bugün için daha fazla kötü haber vermek istemese de Vezir Kays hakkında öğrendiği bilgiyi söylemek zorunda hissettiğinden"Abi"diye seslendi.

Abisi gidecek eşyalarıyla ilgilendiğinden ilgisiz bir ses tonuyla"Efendim"dediğinde Şehrazat bir çırpıda"Vezir Kays hasta"dedi. Aldığı haberden dolayı elindeki kitapları yere düşüren Prens Arash şaşkınlıkla"Ne?"diye tepki verdi ve düşen kitapları önemsemeden kızkardeşine yaklaşıp"Anlat"dedi. "Bugün Vezir Kaysla görüşürken içeriye saray hekimlerinden biri girdi ve ona bana saygısını bile sundurmadan Vezir Kays'ın odasına çıkardılar ve bana gitmem gerektiği söylendi ve gittiğimden emin olmak için peşime bir adam bile taktılar" Vezir Kays her ne kadar tarafsız gözükse bile destekleri sayesinde hayatta kalmayı başarmıştı Arash eğer şimdi Vezir Kays'ın rahatsızlığı ortaya çıkarsa Arash'ın can güvenliğini kimse sağlayamazdı. "Şehrazat"dedi Arash temkinli bir ses tonuyla"Bu haber ikimizin arasında kalmalı anladın mı?Eğer bu duyulursa benim tahta çıkmam imkansıza yakın bir hal alır" "Sen merak etme abi"dedi Şehrazat abisine güven veren bir sesle"Vezir Kays'ın hasta olduğunu ikimizden başka kimse bilmeyecek" Şimdiye kadar güvenirliliğinden ve tecrübesizliğinden şüphe ettiği kızkardeşi adamlarından daha çok işe yaramış ve ona çok önemli bilgiler getirmişti. "Şehrazat"dedi temkinli ses tonunu sürdürerek"Sana güveniyorum ama şunu unutma eğer Vezir Kaysla evlenmek istiyorsan hastalığı duyulmadan önce her şeyi halletmelisin"