Herkesleşme

Sevgi yoksunluğu yalnızlık hissiyatını kalıcı hâle getirir. Yalnızlık ise insanoğlunun oynadığı en tehlikeli oyundur.

Herkesleşme

       Bugün de söylenememişliklerle dolu bir gün daha yırtıldı takvim yaprağından. Yere doğru düşerken kendime olan acıma hissi evrende oluşan en kötü olaymış gibi geldi bir anda.  Herkesle bir kendimi tuttuğum ve o günün ardından kendime acıyarak günü taçlandırdığım bir gün…

       Ötekileşme fikrinden ölesiye korkma fikrinden ötürü herkesleşme eylemine bürünerek rengarenk evrende grileşmeyi göze aldığım bir gün daha sadece.  Kendime söylediğim, hangi renk yalan olduğunu bilmediğim sadece  yalnızlık korkusundan sıyrılacağına dair çocuksu avuntuları içeren birtakım ruhsal tatminkar cümlelerdi.  Öyle ki bu cümleler benliğimi giderek baskıladıkça baskılar hale gelmiş her saniye kendimden bir şeyler yitiriverir konuma gelmiştim. Ruhu baskılama… Geri kalmaya mahkum toplum ve kişilerin zorunlu eylemleri haline gelmiş cehalet sirkülasyonu. Duygularımı, fikirlerimi baskılar halde bir adım daha herkes olma yolunda emin adımlarla ilerler buldum kendimi. Nedendir bilinmez yukarıdaki sebeplerin ötesinde de bir sebep varmışçasına herkes olmaya çalışıyordum sanki, belki de herkes olunursa sevgi bulunabilir yahut elde edilebilirdi.

        Ansızın kulaklarıma sessizliğin yankısı vurdu. Sonra başına elma düşen Newton gibi zihnimde aydınlandı bazı karanlık bölgeler ve beni huzura erdirdi. Gerçi huzur da hayatımdaki her şey gibi tartışmaya açıktı. Herkesleşme eylemine olan saplantılı merakımın yegâne sebebi sessizliğin kulağımda yankıladığı ve ruhumda vuku bulduğu histen öte olmaktı. Bir adım daha ben olabilmek adına herkes olabilme paradoksuna düşmüştüm. Beyaz satırlar ve siyah mürekkep dolu zihnimse kendi kendine bocalanıyordu. Yine ve yeniden…