MAHALLEM

Herkes yaşadığı yerle bütünleşir, özel bir yer ayırır, anlam yükler. Mahalleler böyledir.

MAHALLEM

Herkesin bir hikayesi var. Dünyaya başlangıcı, ismi, ailesi mahallesi, yaşadığı şehir… Benim de var. Mahalleme götürmek isterim sizi kelimelerle… Cep telefonu ile 365 derece bir çekim ile sanal gezdirmek var da… Aynısı olmayacak, bilirim. Kelimelerin zihninizde yaratacağı büyülü alemin yanından geçmeyecek.

Kurtuluş Savaşı kadın kahramanlarının adı sokaklarında….Milli değerlerinden başlamam gerekir diye düşündüm. İlginizi çekebilir; Gördesli Makbule, Tayyar Rahmiye, Asker Saime ve diğerleri. Çocuk ruhum çözememişti, “Saime” kadın adı, neden asker olsun ki, diye düşünmüştüm. Sebebi varmış. Viranevler iken adı, büyüdü ayrı bir mahalle oldu, adı da Çamlıevler Mahallesi… Uzak komşu olsa da şimdilerde çam ormanına bitişken…Ahalisi tipik köyden indim şehire grubundan, Anadolu insanı. Çoğu Karadeniz, biraz Doğu Anadolu, az Trakyalı. Yıllar geçmiş hepsi İstanbullu oluvermiş. Ama Eminönü, Mahmutpaşa için yola çıkmışlarsa bir gün “İstanbul’a gidiyorum” sözünü duymanız sizi şaşırtmasın. İstanbul’da yaşayıp da niçin böyle derler: Doğru derler aslında. İstanbul surların içi. Dışındakiler için hâlâ öyle olması normal.

Nesi şaşırtır sizi, belki de sizin mahallenizde de adım başı kedi, köpek için yeme içme kapları vardır. Kedi ve köpek dostlarınız şurda burda. Ama bu mahallede hayvana düşmanlık yaparsanız kocaman bir tepkiyle karşılaşırsınız. Herkesin evinin önünde minnak bahçeleri, bahçelerinde çiçekleri, evlerin de mimarisi çoğu yerde göremeyeceğiniz bir yek ahenktedir. Bir elden çıkmış olarak iki oda camın ortasında evin giriş kapısı. Zannettiniz ki okulda çizdiğimiz evlerden esinlenerek böyle anlatıyorum. Oysa ilk planlı yapılaşmalardan bir örnek olduğunu bilmiyorsunuz. Devamı gelmemiş ama güzel bir başlangıç olarak hâlâ İstanbul’a ilham veriyor.

Kocaman pencerelerin çoğunda demir yoktur. Hırsızlık olmadığı ile namlıdır. Çünkü karşılıklı pencereler adeta bir göz gibi birbirlerine gözcülük yapıyor. Her üç evden birinde evcil bir hayvan bakılır. Mahallelinin spor için uzağa gitmesine ihtiyaç yoktur. Ring olarak evlerin etrafını dolanan yolu arşınlamaları yeterlidir. Çocuklar için bu yol bisiklet yolu, skoter yoludur. Ara geçiş yolları da mutlaka küçük bir meydanla birleşerek diğer tarafa yeniden dar bir aradan bağlanır. Bu küçük meydanlar, seksekler, saklambaçlar, yakan toplar için enfestir. Akşamları otopark hizmeti vermesi, mahallelinin bıçkın delikanlılarının toplanıp ayaküstü sohbet alanına dönüşmesi de çok amaçlı kullanıldığının delilidir.

Kapı önlerinde yaz günleri oturmayı sürekli alışkanlık haline getirmiş ailelerin gönüllü görevleri vardır. Çocukları gözetleyip, kollamak. Çay, kahve yudumları arasında yükselen seslere kulak kabartmak, mesele değil herhalde. Satıcılara çok rağbet olmadığı için fazla uğramazlar. Evlerin ulaşım araçları dışında trafik de çok olmaz. Okula, camiye, markete, toplu taşımaya iki dakika mesafesinde bu konforu bulmak ki, elbette bana göre konfor, başka İstanbul mahallelerinde olası değil.

Çatkapı misafiriniz olmaz. Komşu muhabbeti kapı önlerinde, bahçe duvarları üzerinden yapılır. İstemezseniz, burnunu kimse sizin hayatınıza sokmaz. Ne güzel, değil mi? Bu kadar methiyeden sonra tahmin edersiniz ki, nazar boncuğu eksileri de olacak:

Gecenin bir yarısı bir genç kız çığlığı ile uykunuzdan sıçrayıp, bir afete uğradığınız düşünerek kendinizi kapı önüne atabilirsiniz. Sakin olmak lazım. Artık bu ses beni uykumdan etmiyor, uyanıksam sadece sinirimi bozuyor. Uzun yıllar ne olduğunu anlayamadım. Polisi arayacak oldum, ama lüzumsuz bir pozisyona düşme ihtimali vazgeçirdi beni. Tekerlekli sandalyesi ile yakın bir yerde işe gidip gelen memure hanımla tanışma fırsatı bulunca olayın aslını öğrendim. Kendi ifadesiyle “ergen yetiştirme” arazlarıymış. Yeğeni oluyor genç kız. Yan bina alt kat ananne, üst kat teyze, bitişik sokakta benim tanıştığım teyze oturmakta. Tek yeğen de bazen krizlere girip çığlık atmadaymış. Normal değil elbette. Ama nezaketimiz, normal olduğunu kabul bekleyen açıklamalarına mukabil olarak böyle kabul etmemizi gerektiriyor.

Çiroz adamın şişman karısı var, bir de. Çok hassas. Sokak lambasını açık unutanları, bahçedeki çiçeklerini sulamayanı, etrafındaki otları yolmayanı dert ediniyor. Derhal müdahele etmiyor ama, bunların dert olduğunu bir gün birisi size aktarıveriyor. Her gün evin önünde oturup, kendi araçları dışında işyeri aracına da park yeri muhafazası için tapulu malı imiş gibi kapının önüne rastlayan cadde bölümüne araç koydurmamasına dertlenmeniz elbet bir gün ona da fısıldanacaktır.

Çocuk sesleri tatilde iken evinizde huzur bırakmayabilir. Buna alışmak, vardiyalı çalışanlar için mümkün değil. Kargocuların, kapıya kadar ulaşma tenezzülünde bulunmayıp, paketleri yoldan fırlatması da başka bir dezavantaj. Çok katlı binaların olmaması, en fazla üç katlı yapılar, film yapımcılarının da cazibe merkezi yaptı mahallemizi. Sokakta inanılmaz kalabalığı ve araç yığınını daha sık görür olduk. Bir bölümünün iptal ile kullanılamaması memnuniyet verici olmuyor.

Deremiz var, üzerinde köprüler…Top sahalarımız ve çocuk parkımız çok yakın. Ve piknik alanımız  çevreden de gelenlerin dinlenme yeri. Sahilde yürüyüş için on beş dakika sabırla adımlamanız gerekiyor. Mahallemi seviyorum. Sizce de haklı değil miyim?