ACISI YARIM KALMIŞ KISA ÖYKÜLER -1 (KAYBOLUŞ)

Birbirini tamamlayarak devam eden kısa ve zincirleme hikayeler

ACISI YARIM KALMIŞ KISA ÖYKÜLER -1 (KAYBOLUŞ)

1.KISIM

Adliye koridorları...Bir mübaşirin gözünden takip ediyoruz.

-“Adalet” deyip feryad eden bir baba.

-“Sen ne dersin, bre cahil” diyen bir yargıç.

Eline şapkayı alıp başını eğen bir adam. Biraz sağda ve geride iki küçük çocuk ve annesi. Annesi:

-Uslu dur oğlum, derken kucağına çektiği çocuğu...

Gözleri eşine kayar. Bir daha tüm aile yine bir akşam yemeğinde dumanı üzerinde tüten mercimek çorbası içebilecekler midir?

Kim bilir?

Dalar, gider…

2.KISIM

“Öhöm öhöm” dedi evin babası. Rutin bir akşam sofrasındalardı yine. Dumanı üstünde henüz tüten bir mercimek çorbası

Sakinliği bozuyor sesi:

- “Bir mercimek çorbasını da doğru düzgün yapamayacaksan ne diye aldım seni?”

Kadın -bezgin ve yorulmuş- gözlerini dikti yere. Saatlerdir durdurmadan çabalıyordu. Hayır tüm gündür. Durun durun! Bir ömür…

Bir ömür heba olmuştu bu kıymetsizin elinde.

Ve üstelik daha demin çocuklardan biri dışarıdan içeriye ağlayarak koşarak girmişti. Üstü başı yırtılmış ve kirlenmişti. 

“Eyvah!” dedi. Daha iki gün önce alınmıştı bu kıyafetler...

Üstelik; “Ne de masraflı kadın çıktın be!” sözlerinin her bir türlüsünü işiterek, burnundan gelerek giydirmişti yavrucağını.

3 yaş daha alacaktı bu üstündekilerle. Sırası mıydı şimdi?

Çocuk ağlıyor. Annenin yüzü bu düşüncelerle şekilden şekile giriyordu.

3.KISIM

Derin bir kalp çarpıntısı ile doğruldu yerinden. Bir bebek sesi kulaklarında. Avaz avaz ağlıyordu çocuk. 

Saatine baktı. Gece 03.30. Beşinci kere görüyordu bu rakamları. 5 gecedir! Evet, tamı tamına 5 gecedir; nemli ve kasvetli hastane koridorunun, üçüncü sandalyesinde, dizleri göğsünde, yüreği ağzında uyuya kalıyordu.

Halbuki bundan 5 gün önce sabah öperek uyandırmıştı eşi kocaman bir gülümsemeyle.

Şimdi peki?

Soğuk bir koridor ve donuk yüzlere, her gece bu saatlerde açıyordu gözlerini.

4.KISIM

Dile kolay, dedi Hatice nine. 5 yıl oldu. Ömründen ömür ekle de ver, deseler (söylediklerinin hakikat olduğunu göstermek için dilenir gibi bakan yaşlı gözlerini dikerek) canım pahasına - sefillik çekmeye razıyım- seve seve verirdim.

Titrek dudakları hareket ederken can acısıyla. Gözlerim hemen geri de onun fotoğraf çerçevesi içindeki gülen yüzüne kaydı.

Hatice nine konuşuyordu boyuna. Benim zihnimde tek soru: "Acaba beni hatırlıyor mudur?"

5.KISIM

Hatırlamıyorum. En son saat kaçtı bu mekana girdiğimizde. Gecenin koyu hüznü boğarken şehri biz...biz nerde miyiz?

Bu soruyu 10 yıl önce denizin ortasında koskoca sırma delikanlım, Cevval yiğidim, gözlerimin önünde boğulurken...yutkunamadığım, nefesimin kesildiği o gün..

İşte o günden beri hiç sormamıştım. 

"Sahi ben nerdeydim?"